İlişkiler > Yaşam > İlişki Bu Mudur?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

blog---facebook -twitter

İlişki Bu Mudur?

(1 oy, 5.00 / 5)
Yazar: Rıfat Kayın | Kategori: Yaşam | Tarih: 17 Şubat 2010 | 882 kez okundu

 

İnsanoğlu var olduğundan bu yana kendi olmak yerine hep biri gibi olmak ya da gibi olmamak çabasında. Eğer kıskanç biri ise kıskanç olmamak, şiddet yüklü biri ise şiddete karşı olmak, hırslı biri ise hırslarından kurtulmak çabasında. Eğer zengin biri değilse zengin olmaya, çekici biri değilse çekici biri olmaya, zeki biri değilse zeki olmaya, az bilgili biri ise bilgili olmaya çalışır. Bütün bu çabalar insan psişesinde bitmeyen iç çatışmalarına neden olur. Bu iç çatışması huzursuzluk, hoşnutsuzluk ve şiddet olarak dışa yansır.

 

Kendinin bilgisinden yoksun kişi kendini bilmek yerine, kendi hırslarının, kendi açgözlülüğünün, kendi kıskançlıklarının farkında olmak yerine başkalarının davranışlarını önemsiyor fakat dönüp kendine, kendi içine bakmıyor. Bunun için ne zamanı ne de enerjisi var. İnsanın kendi içine bakabilmesi için bütün bildiklerinden, bütün inandıklarından, bütün koşullanmalarından özgür olması gerekir. Ancak bir çocuğun sahip olduğu gibi saf, temiz, kirlenmemiş bir zihinle kendi içine bakabilir.

 

Nasıl diye soracağı bir yetke olmadan, tamamen kendi kendine öğrenmesi gerekir. Ancak kendi ışığıyla aydınlatacağı bir karanlıktır bu.  Her zaman başvuracağımız bir yetke, bir guru, bir yol gösterici, bir kurtarıcı bulmaya çalışmak ve bunlardan yardım ummak boşuna bir çabadır. Bunların başka karmaşalara, başka acılara, başka sefaletlere neden olmaktan öte bir yararları dokunamaz.

 

Bütün sorun da çözüm de bizde, kendimizdedir. Biz ancak kendimizin bilgisiyle ve olağan üstü bir dikkat gerektiren bir farkındalıkla bütünü kavrayabiliriz. Oysa biz buna alışkın değiliz. Bütünle değil, parçalarla uğraşmaya yetecek kadar dikkatimiz var. Eskiden beri parçaları öğrenmeye koşullanmışız. Bütün yaşamımız, bütün eğitim sistemimiz parçalarla ilgili, bütün ile değil.

 

Bu dünyada ne kadar yetke varsa o kadar karmaşa ve sefalet var. Yetkeler, ideolojiler, inançlar, gurular, siyasiler, kurtarıcılar çatışmaları artırırlar. O nedenledir ki bu Dünyada savaşlar, katliamlar, soykırımlar, ayaklanmalar, terör kısaca şiddet hiç bitmez. Biz ne kadar çatışma ve karmaşa içinde isek toplum da o kadar karmaşa ve kaos içindedir. Toplum bizden ayrı bir şey değildir. Seninle benim, benimle bir başkası arasındaki ilişki toplumu yaratır. Toplum bireyden ayrı bir şey değildir. Biz insan, biz toplum, biz dünyayız...

 

İnsan ilişkisiz yaşayamaz. İnsan eşyalarla, doğayla, başka insanlarla ilişki halindedir. İstediği kadar kendini soyutlamaya çalışsın, Nepalli rahipler gibi yalın bir yaşam sürmeyi düşünsün yine de ilişki vardır. İnsan bu ilişki içinde kendini ifade eder, kendinin farkına varır. İlişkilerimiz bizim dışa yansımamızdır. Hırslarımızı, kıskançlıklarımızı, şiddetimizi ilişkilerimizde açığa vururuz. İnsan ilişkilerini dikkatle gözlemlerse bu gözlemden farkındalık doğar.

 

Bizim ilişkilerimiz birbirinden yarar sağlamak üzerine kurulu mekanik bir ilişki. Hatta bir ilişkiden çok, bir alışveriş. Toplum ancak bu tür bir ilişkiyi destekliyor. Yazılı, yazısız bütün kurallar yarışmayı körüklüyor. Kazanmak, edinmek üzerine teoriler, kuramlar, kanunlar yazılıyor. Mülk edinmek, itibar edinmek, yükselmek, ileri gitmek, birinci olmak, yenmek, ezip geçmek küçük yaşlardan itibaren öğretiliyor, aşılanıyor.

 

İnsanlık hep daha fazla güvenlik ve huzur ararken giderek daha çok şiddete başvuruyor. Sadece savaşarak birbirlerini öldürmekle yetinmiyor, balinaları, fokları ve diğer canlıları da katlediyor. Daha çok kazanıp, daha rahat etmek ve güven içinde yaşamak isterken kendi bindiği dalı kesiyor. Hava, su, toprak kirleniyor. İklimler değişiyor, çölleşme artıyor, okyanuslarda yaşam tükeniyor. Dünya bizim ihtiyaçlarımızı karşılayabilir fakat hırslarımıza yetmiyor. Biz kendi aramızdaki ilişkiyi beceremediğimiz gibi, doğa ile ilişkimizi de beceremiyoruz. Onu bitmez, tükenmez bir hazine gibi hovardaca harcıyor, tüketiyor, kirletiyoruz.

 

Bilim adamları, kesilen her ağaçla, nesli tükenen her hayvanla, incelen ozon tabakasıyla, is rengine boyadığımız kutup buzulları ile her gün biraz daha sona yaklaştığımızı söylüyorlar. Herşeyin bir bedeli varsa, insanlık ta bu hırsın bedelini bir gün ödemek zorunda kalacak, çünkü doğanın her durumda mutlaka bir iyi, bir de kötü çözümü vardır.

 

Yazar Hakkında

www.optiktunali.com.tr web sitesinde optik, göz ve görme konusunda çok değerli bilgiler yer almaktadır. Ayrıca www.optiktunali.com online satış mağazasını gezmenizi tavsiye ederiz.

 

 


Makale Kaynağı: Rıfat Kayın - MakaleMarketi.com

___________________________________________________________________

___________________________________________________________________

Yorum Yapın / Soru Sorun

NOT: Yorum Politikası gereği reklam amaçlı yapılan yorumlar yayından kaldırılır.


Makale Yazın

Üye girişi yaparak siz de makale yazabilir, web sitenize yönlendirme yaparak veya iletişim bilgilerinizi ekleyerek kişisel ve kurumsal popüleritenizi arttırabilirsiniz. Makale yazmaya başlamak için Şimdi Kaydolun!

Araştırın

Araştırmasını yaptığınız konuyla ilgili kelimeyi girip "Ara" butonuna basınız. Alakalı sonuçlar listelenecektir.

...