İş Dünyası > Kriz ve Fırsatlar > Krizin Çözümü İçin Daha Yaratıcı Olmalıyız (1)
Hibe Krediler

Sponsorlu Bağlantılar

Teklif Borsası

Sponsorlu Bağlantılar

Makale Marketi Blog Makale Marketi Facebook Makale Marketi Twitter


Krizin Çözümü İçin Daha Yaratıcı Olmalıyız (1)

(1 oy, 5.00 / 5)
Yazar: Rıfat Kayın | Kategori: Kriz ve Fırsatlar | Tarih: 22 Nisan 2010 | 544 kez okundu

 

Doğa, ihtiraslarımızı değil ama ihtiyaçlarımızı karşılamaya yetebilir. İnsanlık  hırsını ve açgözlülüğünü dizginlemedikçe krizler de, felaketler de kaçınılmaz oluyor. Çünkü Dünya’daki yaşamın kaynağı olan hava, toprak, su başta olmak üzere bütün hazinelerin bir sınırı vardır. Bu hazinelerin kıymetini bilmedikçe, hiç bitip, tükenmeyecek gibi açgözlülükle heba ettikçe krizlerin de, felaketlerin de sonu gelmiyor.

Bitti sanılan her krizi, her felaketi başka krizler, başka felaketler izliyor. İnsanlığın yeni olgulara eski bilgilerle, eski deneyimlerle cevap aramaya çalışması meseleleri iyice içinden çıkılmaz hale getiriyor. Oysa her yeni sorun yeni bilinmeyenleri de içerir. Eski çözümler o günkü koşullar için bir çözümdür. O günden bu yana köprünün altından çok sular akmıştır. Koşullar değişmiş, karmaşıklaşmıştır.

Dolayısıyla ortaya çıkan yeni soruna yeni çözümler gerekir. Eskinin bilgisiyle yeni ve daha da karmaşıklaşmış sorunları çözemeyiz. Daha yaratıcı ve daha yeni bir yol izlememiz lazım. Bu kriz eski krizlerden farklı, dolayısıyla çözümü de farklı olmalı…

Bundan yaklaşık 80 yıl önce ABD’de karşılaşılan ekonomik krizle bu günkü ekonomik krizin tek benzerliği her ikisinin de ekonomik kriz olmasıdır. O krizin çıkış nedenleri ve koşulları farklıdır. O günlerde insanlara ümit veren, esin kaynağı olan, hatta koskoca bir toplumu ateşleyen “Sea Biscuit” bütün güzel anılarıyla artık çok gerilerde kaldı.
En olumsuz koşullarda bile yarışlar kazanan o olağanüstü yarış atı ve acılar içinde kıvranan seyisi ve jokeyi  insanlara krizden çıkabilmek için ilham vermişti.


Bu gün toplumlara  krizden çıkmaları için “Sea Biscuit”ten daha fazlası lazım. Kesinlikle daha yeni, daha denenmemiş çözümlere yönelmeliyiz. Çünkü bu kriz sadece ABD ile sınırlı değil. Küresel…

‘Tüketimi artırmak’ gibi  herkesin ilk aklına gelen ve sonucunda Dünyayı bu hale getiren sıradan fikirlerden medet ummamalıyız. Hızla yaklaşan kuraklık gibi doğal felaketleri önleyecek, küresel ısınmaya da çözüm olacak, yeni yaşam biçimlerini, yeni üretim biçimlerini ve özde ‘zihinsel olarak köklü bir değişimi’ de düşünmeliyiz.
Bu krizde devletlerden, ülkelerden, toplumlardan çok insana, onun gerçek ihtiyaçlarına ve yaşam alışkanlıklarına odaklanmalıyız.

Örneğin silah insanın gerçek ihtiyaçlarından biri değildir. İnsan öldürmeye, canlı yok etmeye yarayan bu endüstri yerine gerçek ihtiyaçlara dönük  endüstriler desteklenebilir. Artık insanlığa ve Dünya’ya büyük zararı olan, birçok kaynağı ve insan enerjisini anlamsız yere tüketen nükleer silahlar başta olmak üzere silah üretimini ne yapıp ne edip kısıtlamalı hatta son vermeliyiz.

Zaten eldeki silahlar Dünyayı cehenneme çevirmeye yeter de artar bile. Onun yerine temiz su kaynaklarını, doğal (organik) tarımı, güneş enerjisini, rüzgar enerjisini yaygınlaştırmanın ve var olan enerji kaynaklarını olabildiğince az ve verimli kullanmanın yollarını aramalıyız. Hidrojenle ya da elektrikle çalışan küçük taşıma araçlarını, büyük gösterişli araçlara tercih etmeliyiz. Fosil yakıtları ancak diğer enerji kaynaklarının olmadığı veya temin edilemediği yerlerde kullanmalı ve kullanırken de doğaya karşı her gün, her saat  duyarlı olmalıyız.

Sadece beslenme, barınma, giyinme ve sağlık, eğitim gibi temel ihtiyaçlara cevap veren üretimlere yoğunlaşmalı, Dünyadaki bütün insanların bu asgari gereksinimlerini giderebilmeliyiz.

Dünyadaki yoksulluğu, açlığı, susuzluğu, cehaleti ve sefaleti azaltma konusunda projeler geliştirmeli ve bunların hayata geçirilmesini sağlamalıyız. Gelişmiş toplumlarda küresel sorunlara karşı ortak bir bilinç oluşmaya başlamıştır.
Artık onlar da kendi güvenlik ve huzurlarının Dünyanın geri kalanının asgari yaşam koşullarının iyileştirilmesinden geçtiğini anlamaya başlamışlardır.


Yani Asya’nın veya Afrika’nın bir yerinde sefalet varsa bunun doğurduğu şiddetten bir gün onların da nasibini alması kaçınılmazdır. Çünkü sefalet ve zenginlik uzun süre yan yana olamaz. Bu dengesizlik şiddet doğurur.

 

Yazar Hakkında

www.optiktunali.com.tr web sitesinde optik, göz ve görme konusunda çok değerli bilgiler yer almaktadır. Ayrıca www.optiktunali.com online satış mağazasını gezmenizi tavsiye ederiz.

 

 


Makale Kaynağı: Rıfat Kayın - MakaleMarketi.com

___________________________________________________________________

___________________________________________________________________

Yorum Yapın / Soru Sorun

NOT: Yorum Politikası gereği reklam amaçlı yapılan yorumlar yayından kaldırılır.


Makale Yazın

Üye girişi yaparak siz de makale yazabilir, web sitenize yönlendirme yaparak veya iletişim bilgilerinizi ekleyerek kişisel/kurumsal popüleritenizi arttırabilirsiniz. Makale yazmaya başlamak için Şimdi Kaydolun!

Araştırın

Araştırmasını yaptığınız konuyla ilgili kelimeyi girip "Ara" butonuna basınız. Alakalı sonuçlar listelenecektir.