Hırsızlık Organizasyonlarının En Büyüğü: Marka Taklitçiliği!
Dünyanın her tarafında hırsızlık, gasp olayları yapılmaktadır. Hırsızlık ve gasp olaylarının parasal değerine baktığımızda, (birisi hariç) hiçbir hırsızlık çeşidinde milyar dolarlar seviyesinde bir hırsızlık bulunmamaktadır. Değeri milyar dolarları geçen tek hırsızlık olayı: Fikri ve Sınaî Mülkiyet Hırsızlığıdır. Sınaî mülkiyet hırsızlığının en çok rastlanan ve ekonomik değere sahip olanı ise “Marka Hırsızlığı”dır. Dünyadaki marka taklitçiliğinin ekonomik değerinin 350 milyar Euro’yu geçtiği ifade edilmektedir.
Bir firmanın kasasını soyup, paralarını çalmakla; “O” firmaya ait markayı izinsiz kullanarak, kazanç elde etmek arasında hiçbir fark bulunmamaktadır. Hatta bazen markayı izinsiz kullanarak, kazanç elde etmek ve marka sahibinin markasını kötü bir şekilde taklit etmek, firmaya kasasının soyulmasından daha çok zarar verebilir.
Marka taklitçiliği ülkemizde de çok yaygın olan bir hırsızlık türüdür! Ülkemizde “marka taklidi” olayları özellikle de ekonomik krizlerin yaşandığı yıllarda birkaç kat artmaktadır. Ekonomik kriz dönemlerinde, tescilli marka sahibi firmalar bile kendilerine ait markalarla üretim yapmakla birlikte üretimlerinin bir bölümünü çok tanınmış markalara ayırmaktadırlar ve marka taklidi olayını normal karşılamaktadırlar.
Özellikle tekstil sektöründe marka taklitçiliği çok yaygındır. Tanınmış markaları taklit eden firma sahiplerine bu olay o kadar normal gelmektedir ki; üretimimizin %40’ı kendimize ait XYZ markasıyla, %60’ını ise imitasyon çalışıyoruz şeklinde söylemleri olmaktadır. Çok satan tanınmış markaları taklit etmek firmalarımıza kısa vadeli kazançlar getirebilir, ancak hiçbir zaman markalaşmasına yardım etmez. Taklit eden hiçbir zaman kendisine çalışmaz, daima taklit ettiği markaya çalışmış olur.
Bir Marka Hangi Durumlarda Taklit Edilir?
Tescilli bir markayı, sahibinin izni olmadan ürünlerde ve hizmetlerde kullanmak, tescilli markayı ürünlerin ambalajında kullanılması, bu tür malların ithal edilmesi veya ihraç edilmesi, tescilli markanın reklamlarda ve iş evraklarında kullanılması, bu tür malların teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, satılması durumlarında “Marka Taklit” suçu işlenmiş sayılır.
1995 yılında yürürlüğe giren kanunlarımızda; “Marka Taklit” suçunu işlemiş şahıslar hakkında verilecek çok ağır cezalar, son değişikliklerle daha da artırılmıştır. 22/06/2004 tarihinde yayınlanan yeni kanuna göre “Marka Taklit” suçunu işleyenler hakkında;
- 2 yılından 4 yıla kadar hapis cezasına veya
- 27 milyar TL’den 46 milyar TL’ye kadar ağır para cezasına veya her ikisine
- Ayrıca işyerlerinin 1 yıldan az olmamak üzere kapatılması ve aynı süre “Ticaretten Men” cezası verilebilecektir.
Bir Markanın Taklit Edilmesi Durumunda;
Taklit malların toplatılması ve taklitçiler hakkında kamu davası açılması için marka sahibi tarafından, savcılığa suç duyurusunda bulunulması şarttır. Bu nedenle marka sahiplerinin, markalarının piyasada taklitlerinin bulunup bulunmadığı konusunda sürekli piyasa araştırmaları yapmaları maddi ve manevi açıdan zarar görmemeleri için gereklidir.
Tescilli markanın taklit edilerek aynısının veya benzerinin piyasaya sunulup sunulmadığı konusunda marka sahiplerinin sürekli piyasayı kontrol etmeleri de marka korumasının en önemli kısmını oluşturmaktadır. Marka sahipleri markalarının taklitleriyle karşılaştığında, davalar çok uzun sürüyor ve sonuç alınamıyor. Masraflar çok yüksek şeklinde bir düşünceyi benimsemeleri halinde, yıllarca tanıtıp belirli bir konuma getirdikleri markalarının taklitleri çoğaldıktan ve piyasaya kalitesiz ve markanın itibarını bozucu mallar sürüldükten sonra ise markalarını korumaları çok daha zorlaşacak ve belki de markaları yok olup gidecektir.
Marka taklitçiliğinin bir başka şekli de, piyasada çok tanınan markaların benzerlerini tescil ettirmek ve tescilli bir şekilde kullanmak şeklinde haksız yarar sağlamak şeklinde görülmektedir.
Yürürlükteki marka mevzuatımız ilan ve itiraz sistemine dayandığından tescilli markanın benzerlerinin tescil edilme riski bulunmaktadır. Türk Patent Enstitüsü, tescilli markaların birebir aynısı olmayan markalara her ay yayınlanan Resmi Markalar Bültenleri’nde yer vermektedir. Bütün marka sahiplerinin bu bültenlerde yayınlanan markaları takip etmesi, markalarının benzerlerinin tescil edilmemesi açısından önemlidir. Ancak ticari hayatta işlerinin yoğunluğu arasında binlerce sayfadan oluşan bu marka bültenlerini firma sahiplerinin takip etmesi çok zordur. Bu nedenle Türk Patent Enstitüsü siciline kayıtlı bir marka vekiline marka takip yetkisi vererek, markalarının benzerlerini takip ettirmeleri ve benzerleri yayınlandığında ise itiraz etmeleri marka sahiplerinin menfaatlerine daha çok uymaktadır. Yayınlanan markalara itiraz süresini kaçırdıklarında ise en az iki yıl süren davalarla ve yüksek miktarlarda dava masraflarıyla karşı karşıya kalma riski bulunmaktadır.
Marka Takip Yetkisi Veren Marka Sahipleri Dikkat!
Marka sahipleri, markalarının benzerlerinin takibi konusunda bütün inisiyatifi de marka vekillerine vermemelidir. Son zamanlarda marka vekilleri tarafından aralarında hiç benzerlik olmadığı halde, yayınlanan binlerce markaya gereksiz itirazların yapıldığı, bu itirazların %90’nın Türk Patent Enstitüsü tarafından reddedildiği birçok marka vekili tarafından ifade edilmektedir.
İki marka arasında hiç benzerlik bulunmadığı halde Türk Patent Enstitüsü’ne yapılan bu tür gereksiz itirazlar;
- Türk Patent Enstitüsü’nü gereksiz yere meşgul ederek markaların tescil sürelerinin uzamasına ve TPE’deki iş yükünün artmasına neden olmakta,
- Markasına itiraz yapılan firmaların markasının tescil süresi gereksiz ve haksız bir şekilde uzamakta ve marka sahibinin markasına yapacağı yatırımlara engel olmakta
- Gereksiz yere itirazlar yazan vekillerin “Türk Patent Enstitüsü” ve müvekkili firma nezdindeki itibarı zedelenmekte ve aynı zamanda bu tür gereksiz ve haksız itirazlar Türkiye’deki markalaşmaya en büyük zararı vermektedir. Bu tür gereksiz itiraz yazan, marka tescil süresinin haksız yere uzamasına ve dolayısıyla haksız yere yatırımlarının gecikmesine neden olan vekiller ve marka sahipleri hakkında marka sahiplerinin maddi manevi tazminat davası açabileceği kanaatindeyim.
Taklit markalarla savaş için ülkemizde kanuni düzenlemeler yeterlidir. Taklitçiler için kanunda düzenlenen çok ağır para cezaları ve 2-4 yıl arasında değişen hapis cezaları caydırıcıdır. Ancak yeterli sayıda patent mahkemesi bulunmadığı ve emniyette taklit ürünlerle ilgili özel birimler olmadığı için çok hızlı hareket edilememekte, bazen kararlar savcılıklardan geç çıktığı için önemli miktarlarda taklit ürün kaçırılabilmektedir.
Aynı zamanda davalar çok uzun sürmekte ve bazen taklit edenin yanına kar kalmaktadır. Dava sonucunda tazminat hesaplamaları kanunda özel olarak standart formüllerle bulunamadığı için tazminatlar zor hesaplanıyor. Çünkü taklit markadan ne kadar satıldığı ispatlanamıyor. Bu sorunun çözümü için her taklit olayı için asgari bir tazminat belirlenmeli, yakalanan ve satılan ürün miktarına göre de artırılmalıdır. Yüksek oranlı tazminat davaları o kadar uzun sürmektedir ki, dava sonucunda tazminat kazanılsa bile, taklitçi firmanın malvarlığı bulunmadığı için veya dava bittiğinde taklitçi firma kapandığı için mahkeme kararı sadece kağıt üstünde kalabilmektedir.
Marka Taklitlerinin Önlenebilmesi İçin;
- Özellikle İstanbul’daki patent mahkemelerinin sayısı artırılmalı, Sadece patent-marka konularına bakacak savcılıkların oluşturulması, özellikle taklit ürünlerin toplatılması ile ilgili kararların ve kapsamının nasıl olacağı kanunda özel olarak yer alması ve savcılıkların birbirinden farklı karar vermemesi açısından önemlidir.
- Marka suçlarının takibi için emniyette sadece taklit konularında görev alacak ve sınaî mülkiyet konularından anlayan özel birimlerin bulunması,
- Markalarla ilgili tazminat davalarında taklitçinin, taklit fiilinin kendisine kar kalmayacağını bileceği yeni kanuni düzenlemeler yapılması, tazminat miktarlarının kolayca hesaplanabilmesi için kanuna yeni maddeler eklenmelidir.
- “Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı” bir an önce tescilli, yayınlanmış ve başvuru halindeki markaların serbest bir şekilde dileyen herkes tarafından internetten araştırabilmesi için gerekli çalışmaları yapmalıdır. Mükerrer müracaatların önlenebilmesi için aynı gün yapılan başvurular bile internetten görülebilmelidir.
- Marka bilincinin artması, firma sahiplerinin markalarla ilgili riske girmemeleri, tescil için başvurdukları markalarla en kısa zamanda üretime geçme hakkına sahip olmalarını temin edilmesi için “Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı” marka inceleme sürelerini kısaltılmalı ve firmaların mağdur olmaması için tescil veya red kararlarını en kısa zamanda vermelidir. Bir markanın tescil belgesi en geç 6 ayda verilecek şekilde sistem hızlı işlemelidir.
Dünya Taklit Liginden silinmiş ve dünyaca tanınmış markalara sahip bir Türkiye’de buluşmak dileğiyle saygılar sunarım.
Yazar Hakkında
Birçok gazete ve dergide yayımlanmış makale ve inceleme yazıları bulunan Ali Çavuşoğlu; yerli ve yabancı müvekkillere Marka, Patent, Endüstriyel Tasarım ve Coğrafi İşaretler konularında tescil ve takip işlemlerinin yanı sıra hukuki danışmanlık yapmaktadır. 1995 yılında İstanbul Üniversitesi, Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Çavuşoğlu, 1996 yılında Türkiye Barolar Birliği'nce verilen Avukatlık Ruhsatnamesini almıştır. 1997 yılında Türk Patent Enstitüsü'nün düzenlediği Marka ve Patent Vekilliği sınavını kazanarak; 'Marka ve Patent Vekilliği' Unvanını almıştır. 2000 yılından itibaren de 'Avrupa Patent Vekilliği' unvanını almaya hak kazanmıştır. Halen Adres Patent şirketinin Genel Müdürü olarak çalışmalarını sürdürmektedir. |
NOT: Yorum Politikası gereği reklam amaçlı yapılan yorumlar yayından kaldırılır.