|
1996 yılında, Hitachi’nin sahip olduğu patentlerden elde ettiği kazanç 455 milyon dolar oldu. Bu kazancın 91 milyon doları patent lisans ücretlerinden gelirken, 364 milyon doları patent ticaretinden kazanıldı ve şirketin zirve noktaya ulaşmasında büyük katkısı oldu. Doğrusunu söylemek gerekirse, Hitachi, diğer Japon şirketlerin arasında, patent ticaretinden en fazla kazanç sağlayan şirkettir.
Nasıl oluyor da, Hitachi patentten bu kadar kazanmayı başarabiliyordu?
Hitachi şirketi kurulduğu zamanlarda, patent uzmanlarının buluşlar yaparak, Japonya’nın kendi teknolojisini üretebilecek kapasiteye gelmesini hedefleyen bir arayış içerisindeydi. Bu nedenle, şirket bünyesinde çalışan mühendisleri, potansiyellerini sonuna kadar kullanarak, buluş yapmaya sevk ediyordu. Şirketin kurucu başkanı olan Namiehi Odaira’nin kendi teknolojilerini mutlaka kendilerinin üretmek zorunda olduklarına dair kesin görüşleri vardı. Bugün, Hitachi’nin sahip olduğu ileri teknoloji ile bu kadar üne kavuşmuş olması şirketin bu stratejisi ile açıklanılabilir.
İkinci Dünya Savaşı’nın ardından, diğer herkes gibi, Hitachi de teknoloji açığını giderebilmek için, diğer ülkelerin teknolojisine yöneldi. Bilgisayar üretimi, televizyon endüstrisi ve nükleer enerji alanında teknolojisini geliştirerek, başarıyla rekabet edebilmek için Hitachi çok çalıştı. 1970 yılında, 20.000 patent başvurusunda bulundu. Şirketin tüm teknik gelişmeleri patent bölümünden geliyor, ardından hemen patent başvurusunda bulunuluyordu. Gerçekleştirilen buluşların kalitesinden ziyade, yapılan patent başvurusu rakamının yüksekliği etkileyicidir. Hitachi’nin yanında, diğer Japon şirketleri de patent alanında rekabet etmeyi amaçlayarak, patent başvurularında bulunuyordu. Aynı sene, şirket patentlerinin diğer şirketlerce bir ücret karşılığı kullanımı politikasını benimsedi. Bu politika yeni teknolojiler geliştirmek için gereken yatırımın büyük kısmını finanse etti.
1981 yılında Hitachi diğer ülkelerin de üretim yapabilmek için kullanmak zorunda kalacakları, stratejik patent sayısını ikiye katlamayı hedefleyen bir kampanya başlattı. Patent şirketin kendi bünyesinde kullanılabiliyorsa değerlidir; ancak bir patentin esas değeri, diğer şirketlerin aynı teknolojiyi üretmek için o patenti kullanmaktan başka çaresi kalmamalarında gizlidir. Bu nedenle Hitachi patentlerini altın, gümüş ve bronz olmaz üzere 3 kategoriye ayırdı: Altın sınıfında, diğer şirketlerin kullanmak zorunda oldukları dünya çapındaki başlıca teknolojinin üretilmesinde kullanılan patentler bulunuyordu. Bu bağlamda, Hitachi dünyada stratejik patentin önemini ilk fark eden şirketler arasında gelmektedir.
1985 yılında, şirket stratejik patent sayısını ikiye katlayan 2. kampanyasını, 1990 yılında ise aynı amaçlı 3. kampanyasını gerçekleştirdi. “Önce Patent” sloganı altında çalışan Hitachi şirketi, halen patent üzerine üstün bir gayretle çalışmakta ve patenti gelişmişliğe doğru giden bir anahtar olarak görmektedir.
Yazar Hakkında
Birçok gazete ve dergide yayımlanmış makale ve inceleme yazıları bulunan Ali Çavuşoğlu; yerli ve yabancı müvekkillere Marka, Patent, Endüstriyel Tasarım ve Coğrafi İşaretler konularında tescil ve takip işlemlerinin yanı sıra hukuki danışmanlık yapmaktadır. 1995 yılında İstanbul Üniversitesi, Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Çavuşoğlu, 1996 yılında Türkiye Barolar Birliği'nce verilen Avukatlık Ruhsatnamesini almıştır. 1997 yılında Türk Patent Enstitüsü'nün düzenlediği Marka ve Patent Vekilliği sınavını kazanarak; 'Marka ve Patent Vekilliği' Unvanını almıştır. 2000 yılından itibaren de 'Avrupa Patent Vekilliği' unvanını almaya hak kazanmıştır. Halen Adres Patent şirketinin Genel Müdürü olarak çalışmalarını sürdürmektedir. http://patentuniversitesi.blogspot.com/
|
NOT: Yorum Politikası gereği reklam amaçlı yapılan yorumlar yayından kaldırılır.