Kişisel Gelişim > İç Huzur ve Mutluluk > Hızlı Yaşarken Hazzı Kaçırmayın! Hayatın Hızı ve Hayatın Hazzı

Sponsorlu Bağlantılar

Ebru Salli Pilates 2

Sponsorlu Bağlantılar

Makale Marketi Blog Makale Marketi Facebook Makale Marketi Twitter


Hızlı Yaşarken Hazzı Kaçırmayın! Hayatın Hızı ve Hayatın Hazzı

(0 oy, 0 / 5)
Yazar: Aydın Uzkan | Kategori: İç Huzur ve Mutluluk | Tarih: 06 Aralık 2011 | 260 kez okundu

 

Günümüz insanının tükeniş noktalarından birisidir hızlı ama hazsız yaşam. Bu yaşam tarzı insanları olduğundan daha hızlı olmaya, işlerini daha çabuk zamanda bitirmeye, daha hızlı düşünüp kararlarını daha hızlı almaya, daha çabuk eylemlerde bulunmaya zorlamaktadır. Bu etki altındaki insanlar hayatın hızına yetiştikleri oranda aynı hayatın hazzından da o oranda uzaklaşmaktadırlar…

 

Hayatın Hızı ve Hazzı

Telaş ve acelecilik hayatı daha bir yüzeysel kılıyor. Hayatın hızı arttıkça insanları erdemli kılan unsurların da bir o kadar uzağına düşülüyor. Hız artıyor ama haz azalıyor. Yapmak uğruna olmayı feda ettiğiniz hayatınız hızla akıp giderken hayatınızın hazzı kimsesizlikten iç çekiyor. “Büyüğün küçüğü yendiği bir dünyadan hızlının yavaşı yuttuğu bir dünyaya doğru gidiyoruz. Artık hepimiz hız tarikatının müritleriyiz. Hasan Sabbah’ın fedaileri gibiyiz. Ancak bizim başımızı döndüren, bizi sarhoş eden hızın ta kendisi. Suikast ettiğimizde kendi hayatlarımız” *(1)

 

İnsanlar hızlandıkça hazlarından ödün veriyor. Geçmişte at arabaları ve faytonlarla yapılan yolcululuklar sırasında, geçtiği yerleri temaşa ederek ve çiçek kokularını koklayarak yapılan ağır, usul ve hazlı yolculuklar vardı. Şimdi yerini saatte üç yüz elli kilometre hız yapan araçlarla etraftaki çiçeklerin kokularını duymanıza imkan vermeden ve etrafı temaşa etmeden sadece bakıp geçmenize el veren yolculuklara dönüştü.

 

Artık bu hız çağında görmenin yerini bakmak, bakmanın yerini göz atmak aldı. Bu hıza rağmen insanlar artık altı ve yedi boyutlu dijital ekranlarda ışık hıyla seyahat ediyor ama bir yere ulaşamıyor. Hız ve haz tutkunları, özdeki depresyonu saklamaya çalışan birer depresif olduklarının farkına bile varamadan hayatlarına son hız devam ediyor.

 

Araçların hızlanması da aslında hazzınızı çalan bir durum… Hız yapmak aslında kimseye zaman kazandırmıyor. Hızla birlikte daha uzak mesafelere gidiliyor fakat zamanın çoğunu, yine bu uzun mesafe dönüş yolunda geçirerek hızdan kazanılan yine hızda kaybediliyor. Bir yeri gezmeye gidildiğinde fotoğraf çekmekten ve bir sonraki adımın nereye olduğunu düşünmekten orasının güzelliğinin farkına varılamıyor. Dostlarla muhabbet ediliyor ama daha karşıdaki cümlesini bitirmeden verilecek cevap ya da yapılacak yorum içten seslendiriliyor. Hayatın hızına ayak uydurmak adına şimdi ve burada olunamıyor. Gelmemiş bir zaman yatırım yapılarak muhabbetin hazzı kaçıyor.

 

Bu hızlı ortamda hazlarımız hep geride kalıyor. Bizi insan kılan erdemlerin hızın gerisinde bırakılmasının sonuçları, hıza dönük bu hayat tarzını yaşayan insanlarda bedensel ve ruhsal hastalıklar şeklinde kendini gösteriyor. Bu da hızlı ama hazsız yaşamın size ilk bonusları olarak geri dönüyor. Hızlı yemek nasıl sindirim sorunu meydana getiriyorsa hızlı yaşamak ta yaşamsal hazsızlık sorunu meydana getiriyor. Bedenler bu hıza ayarlı olmadığından, yavaş yavaş çözülmeler başlıyor.

 

Kişilikler aşınmaya, aileler dağılmaya ve toplum çoraklaşmaya başlıyor. Hayatın hızından uyuşan insanlar hayattaki hazların kokusunu bile alamıyor. Bebeklikten çocukluğa oradan ergenliğe, derken gençlik ve hayatın ortasında kendini bulan insan, bu hızlı yaşamda hiçbir dönemin hazzını alamıyor. Çocuklar hayatı artık çok hızlı tanıyor. Gerçekleri en hızlı zamanda kendilerine yetiştiren ekran dadıları sayesinde acı, zulüm, cinsellik, küfür her zaman gözleri önünde.

 

İnsanlar bu hızla yaşarken derinlemesine bir haz da alamıyor etrafındakilerden. Bir bilimsel çalışmaya göre, İngiliz anne ve babalar çocukları ile günde ortalama sekiz dakikalık anlamlı konuşmalar geçirirken, bu süre Amerikalı anne ve babalar için sadece beş buçuk dakika. İşte bu hız, insanların yaşamın özünden saparak egoist bir yaşama yol açmaktadır. Hız alarak kat ettikleri yol artsa da ama insan olma değerleri azalmaktadır...

 

Hayatın bu hızda devam ettiği sürece hazlar hep geride kalacaktır. Öncelikle bir durmalı ve soluklanılmalıdır. Hayatta insanı anlamlı kılan şeyleri belirlemeli ve bunları önem sırasına koyulmalıdır. Hayat bu hızda koşulması gereken bir maraton değildir. Hayatın en kıymetli anları yavaş, özüne vararak, sindirerek ve hissederek yaşanmalıdır. Daha birçok şey yapmaya çalışırken bakmışsınız ki hayata değer katacak hiçbir şey yapmamış olabilirsiniz. Tembelce değil sadece daha dikkatlice yaşamalı hayatı. Yoksa hayatınız bu hızda giderken birçok mutluluk durağını es geçmiş olursunuz. Sahi, çocuğunuzun ışıldayan gözlerindeki sevince en son ne zaman baktınız?

 

*(1)Yavaşla, Kemal SAYAR
 


Makale Kaynağı: Aydın Uzkan - MakaleMarketi.com

___________________________________________________________________

___________________________________________________________________

Yorum Yapın / Soru Sorun

NOT: Yorum Politikası gereği reklam amaçlı yapılan yorumlar yayından kaldırılır.


Makale Yazın

Üye girişi yaparak siz de makale yazabilir, web sitenize yönlendirme yaparak veya iletişim bilgilerinizi ekleyerek kişisel/kurumsal popüleritenizi arttırabilirsiniz. Makale yazmaya başlamak için Şimdi Kaydolun!

Araştırın

Araştırmasını yaptığınız konuyla ilgili kelimeyi girip "Ara" butonuna basınız. Alakalı sonuçlar listelenecektir.