Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Konuşma Bozukluğu, Konuşmada Ses Eksikliği, Dil Egzersizleri

(2 oy, 3.50 / 5)
Yazar: Kenan Aydın | Kategori: Özgüven Geliştirme | Tarih: 25 Nisan 2010 | 7908 kez okundu

 

Konuşmada Ses Eksikliği

Konuşma, boğazdan dışarıya doğru olan hava (nefes) akımının ve/veya ses dalgalarının ağız, dil, burun, dişler, dudaklar ve damaklarla yönlendirilerek çıkarılan anlamlı seslerdir. Bazı kişiler, bazı sesleri çıkaramazlar. Biz buna "konuşmada ses eksikliği" demekteyiz.


Çok da sağlıklı olmayan istatistiklere (her şeyde olduğu gibi bu konuda da yetersiziz) göre 18 yaş altında %12, 18 yaş üstünde de %1 oranında konuşma bozukluğundan dertli insanımız var. Şüphesiz ki bunların bir kısmı fiziksel engeli nedeniyle etkili konuşma yapamamaktadırlar. Eskiden kocakarılar “r”yi söyleyemeyenlerin dilaltındaki perdeyi jiletle keserek kısmen başarılı olabilmekteydiler. (ağız, vücudun en fazla mikrop barındıran organlarındandır. Eğer kesiğe mikrop kaptırılırsa etkili konuşayım derken dili kaybetmek riski vardır. Bu yüzden kocakarıya değil bir hekime gidin!) 18 yaş altı ile 18 yaş üstü arasında çok büyük fark olması, konuşma bozukluğu olanların önemli bölümünün fiziksel engeli olmadığını göstermektedir. Konuşma bozukluklarının ne kadarının ses eksikliği olduğunu ise bilememekteyiz.

 

Bazı insanların neden ses kayıpları vardır? Bu soruyu araştıranlar zekâ geriliğini baş sıraya oturtmuşlardır. Bizim gördüklerimiz içinde ise zekâ geriliği son sıradadır. Bu yüzden zekâ geriliği temel sebep olamaz.


Bize göre;

Ses eksikliklerinin çok büyük bir bölümü dikkat eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Bilim adamları insanları dikkatleri bakımından üç kategoriye ayırmışlardır. Bir bölümü gördüğünü unutmaz, bir bölümü duyduğunu unutmazken bir bölümü de dokunduğunu unutmamaktadır. Yani insanların dikkatleri çoğunlukla tek yönlüdür. Konuşmayı öğrenirken önce duyduğumuzu belleğimizde tutarız, sonra da nasıl söylendiğini ağız yapılarına ve yüzlerde meydana gelen mimiklere dikkat ederek kendimiz de tekrarlarız. Konuşmayı öğrenebilmek için iki yönlü dikkat gerekmektedir. Çok fazla yinelendiğinden her iki yönden de çoğunluğumuz gerekeni alır. Ancak bazı kişiler, bazı seslerdeki ayrıntıyı kaçırdıklarından başta “r” sesi olmak üzere bazı sesleri çıkaramaz duruma gelirler. Yıllar itibarı ile bu, onlarda alışkanlık haline gelir. Bu yüzden de çözüm aranacaksa dikkat eksikliği ön plana alınarak aranmalıdır.


Sesleri belirleyen ağız ve dil yapısıdır. Ağız içi ve dil hareketleri sınırlı olduğu için sesler arasında ağzın ve dilin konumlanmaları arasında benzerlikler vardır. Bir sesten diğer sese geçiş küçük değişiklikle sağlanmaktadır. Ses eksikliğini giderme yönteminde bu özellik esas alınırsa dikkat eksikliği ortadan kaldırılabilir. Eksik olan ses, onun ağız ve dil biçimine en yakın ağız ve dil biçimine sahip seslerden elde edilir. Ağız ve dil konumlanmaları arasındaki fark giderilerek eksik sese ulaşma amaçlanır. Bu yöntem dünyada konuşulan her dil için geçerlidir.

 

Örnek olarak "c" ve "ç" seslerini alalım. Uzmanlar, "(C) ünsüzü (D) ve (J) ünsüzlerinin kaynaşmasıyla ortaya çıkar", (Ç) ünsüzü (T) ve (Ş) ünsüzlerinin kaynaşmasıyla ortaya çıkar" demektedirler. Hiç kimsenin "c" veya "ç" profesörü olmak istediğini sanmıyoruz. İnsanlar “c”ve “ç”yi söylesinler yeter. Bu iki sese çıkakları bakımından en yakın sesler "j" ve "ş"dir. C veya Ç veya her ikisini de çıkaramayanlar eğer “ş” sesini çıkarabiliyorlarsa işleri çok kolaydır. Yapmaları gereken tek şey “şşşşşşşş” sesini çıkarırken dilin ön kısmını üst damağa değdirerek veya bastırarak hava akışını kesip sürekliliği sona erdirmektir. Çünkü “Ş” sesi sürekli, “C” ve “Ç” sesleri süreksizdir. Sürekli “Ş” sesini çıkarırken dilin ön kısmını üst damağa değdirip sürekliliği ortadan kaldırmak, “C” sesinin çıkmasını sağlar. Dilin ucunu aynı noktaya bastırmak ve diyaframı ani sıkıştırmak ise süreksiz “Ç” sesinin çıkmasına yol açar. “C” sesinde dilin arkasında biriken nefes basıncı belli belirsizdir. “Ç” sesinde ise dilin arkasındaki nefes basıncı oldukça belirgindir. “C” ile “Ç” arasındaki fark da sadece budur. Yoksa ki çıkakları aynıdır. Dikkat edilirse “Ç” sesi çıkarılırken diyaframın ani sıkıştırıldığı ve böylece anlık basınç artışı elde edildiği görülür. Bu da “C” yerine “Ç” sesi elde edilmesini sağlar.

Kenan Aydın

 

Yazar Hakkında:

Kenan Aydın, Pamukova'nın İsabalı Köyünde doğdu. İlk ve orta okulu Alifuatpaşa'da, lise ve üniversiteyi Adapazarı'nda okudu. Isparta, Mardin, Sakarya, Kocaeli ve Çankırı illerinde Makina Mühendisi olarak görev yaptıktan sonra 2007 yılında emekli oldu. 2005 yılında "Yalnızlık Akşamları" şiir kitabını, 2008'de "Örtülü Cinayet" romanını, 2009'da "Konuşmada Ses Eksikliğini Giderme Yöntemleri", 2010'da "TC: Oligarşik Diktatörlük" kitaplarını yayınladı. Halen İzmit'te yaşamaktadır.

http://ses-eksikligi.blogspot.com

Daha fazlası için yukarıdaki linki ziyaret edin.




 


Makale Kaynağı: Kenan Aydın - MakaleMarketi.com

___________________________________________________________________

___________________________________________________________________

Yorumlar geçici bir süre için sadece üyelerin kullanımına açıktır.

Makale Yazın

Üye girişi yaparak siz de makale yazabilir, web sitenize yönlendirme yaparak veya iletişim bilgilerinizi ekleyerek kişisel/kurumsal popüleritenizi arttırabilirsiniz. Makale yazmaya başlamak için Şimdi Kaydolun!

Araştırın

Araştırmasını yaptığınız konuyla ilgili kelimeyi girip "Ara" butonuna basınız. Alakalı sonuçlar listelenecektir.