Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Yaşama Amacı ve Kaybolacak Şeyleri Amaç Edinmek

(1 oy, 4.00 / 5)
Yazar: İbrahim Akın | Kategori: Din ve Maneviyat | Tarih: 08 Ağustos 2010 | 1982 kez okundu

Kaybolacak Şeyleri Amaç Edinmek

Yaşama amacınızı daha önce hiç düşündünüz mü? İyi bir iş, zengin bir eş, çocuk sahibi olmak, şöhret, güzel bir evde yaşamak, dünyayı dolaşmak? Dünya hayatında amaç edindiğiniz konuları şöyle bir aklınızdan geçirin. Amaçlarınıza ulaştığınızda, örneğin zengin bir eşiniz olduğunda ya da güzel bir ev veya arabaya sahip olduğunuzda, farklı ülkeler gördüğünüzde kısa süreli bir mutluluk hissedersiniz. Mutluluğunuz kısa sürer çünkü bir süre sonra sahip olduğunuz amacınız, sizin için alışkanlığa dönüşür ve sıkılmaya başlarsınız. Bu kez kendinize yeni bir amaç edinirsiniz. Yaşamınız boyunca aynı kısır döngüyü yaşarsınız, fakat asla tatmin olamazsınız.

 

Şeytan, boş ve değersiz olan dünya hayatını insana süslü ve çekici gösterir. Arapçada değersiz anlamına gelen dünya, dışı zehir kaplı şeker gibidir. Zehrin farkında olanlar yalnızca müminlerdir. İman edemeyen insanlar ise, şeytanın da telkinleri ile boş ve yararsız amaçlar için ömürlerini tüketir, ancak istedikleri mükemmel hayata da hiçbir zaman ulaşamazlar. Güzellik, kariyer, zenginlik, kültür, çevre, aile ve daha pek çok şeye sahip olsalar da asla kalpleri tatmin olmaz. Sürekli kendilerine yeni uğraşlar edinerek tatmin olmaya çalışan insanlar, kimi zaman dans kursuna, kimi zaman yogaya, platese veya yemek kurslarına giderek, sürekli yeni ortamlar edinip yeni insanlar tanıyarak tatmin olacaklarını zannederler. Oysa bütün bunlar kısa süreli heveslerdir ve kalpler bu şekilde asla tatmin olamaz. Kalplerin nasıl tatmin olacağını Rabbimiz bir ayetinde şöyle bildirmiştir:

 

Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah'ın zikriyle mutmain olanlardır. Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur. (Ra’d Suresi -28)

 

Müminler, dünyada karşılarına çıkan her konuyu kendisini Allah’a yakınlaştıracak vesileler olarak görür. Çok zengin olsa parasını Allah’ın rızası için, Allah yolunda ve O’nun dinine yardım etmek için kullanır. Sağlığı da, Allah’ın kendisine emanetidir ve onu da Allah’ın razı olacağı işlerde, razı olacağı şekilde değerlendirir.


Ey iman edenler, hiç bir alış-verişin, hiç bir dostluğun ve hiç bir şefaatin olmadığı gün gelmezden evvel, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. Kâfirler... Onlar zulmedenlerdir. (Bakara Suresi -254)


İnananlar için Kuran’da çok önemli sırlar vardır. Onlar, Allah’ın emanet olarak kendilerine verdiği mallarını Allah yolunda harcadıklarında ve şükrettiklerinde Allah’ın artıracağını bildikleri için, içlerinde hiç bir sıkıntı ve endişe duymadan, ihtiyaçlarından arta kalan mallarını infak edebilirler.


"Rabbiniz şöyle buyurmuştu: "Andolsun, eğer şükrederseniz gerçekten size arttırırım ve andolsun, eğer nankörlük ederseniz, şüphesiz, benim azabım pek şiddetlidir." (İbrahim Suresi -7)


Dünya hayatına ve geçici metasına tamah eden insanlar ise, içlerini rahatlatmak için biraz verir, ancak gerisini sımsıkı tutarlar. Ayette bu gerçek, şu şekilde açıklanmıştır:

 

Azıcık verdi ve gerisini kaya gibi sımsıkı elinde tuttu. (Necm Suresi - 34)

 

Şeytan, iman edemeyen dünya ehli insanları parasızlık ve açlıkla korkutur. Paralarını eğlence mekânlarında, tatil köylerinde, alışverişte ve lüks mekânlarda hiç hesap yapmadan harcayabilirler. Ancak Allah yolunda harcadıkları paranın hesabını yaparlar. Ahirete kesin bir bilgiyle iman etmediklerinden dolayı bu ibadeti Allah’ın rızası için değil, sadece gösteriş için yaparlar.

 

Ve onlar, mallarını insanlara gösteriş olsun diye infak ederler, Allah'a ve ahiret gününe de inanmazlar. Şeytan, kime arkadaş olursa, artık ne kötü bir arkadaştır o. (Nisa Suresi -38)

 

Allah’a kul olmak için yaşadığımız dünya hayatındaki altmış yetmiş yılın büyük bir bölümünü uykuda ve eksikliklerimizi giderirken tüketiriz. Geriye beş on yıllık bir zaman kalır. Bu zamanı, Allah’ı razı ederek geçirmek, insan ömründeki en hayati konudur. Göz açıp kapayıncaya kadar geçen dünya hayatında insanın nefsine hoş gelen pek çok konu vardır. İnsan kaybolup gidecek bu konular için nefsini sürekli besler. Ama nefis asla doymaz, hep daha fazlasını ister. Nefis, kuduz köpek gibidir. Size zarar vereceğini bile bile beslemeye devam ederseniz, sonunda sizi ısırdığında bu durumdan asla köpeği sorumlu tutamazsınız. Çünkü yakınında durduğunuzda sizi ısıracağı aşikar olan köpeği besleyerek, bu duruma siz sebep olursunuz. Nefsiniz de aynıdır; beslediğinizde sizi, dünyada ve ahirette içine sokacağı zor durumdan yine siz sorumlu olacaksınız.

 

Şüphesiz Allah, insanlara hiç bir şeyle zulmetmez. Ancak insanlar, kendi nefislerine zulmediyorlar. (Yunus Suresi - 44)

 

Dünyada ortalama altmış yıl yaşayan insanlar için Rabbimiz Kuran’da, … bir akşam veya bir kuşluk-vaktinden başkasını yaşamamış gibidirler. (Naziat Suresi -46)  buyurarak, dünya hayatının kısalığına dikkat çekmiştir. Bu kısa dünya hayatını kavramak için yine rüyalarımızı düşünmek faydalı olabilir. İnsan rüyasında korku, heyecan, mutluluk ve acı gibi pek çok duyguyu gerçekmiş gibi yaşar. Çoğunuz gözlerinizden yaş akarken, ya da gülümseyerek veya korku içinde çığlık atarak uykudan uyanmışsınızdır. Rüyalarınızda yaşadığınız olayları gerçek sanmanız dışında, yaşadığınız süre de size çok uzun gelir. Oysa bilim adamları rüyalarınızın sadece birkaç saniye kadar kısa sürdüğünü açıklar. Dünya hayatı da çok gerçek ve çok uzunmuş hissiyatı ile yaratılmıştır. Ancak ahiretteki sonsuz hayatın yanında bir rüya kadar kısadır ve gerçek değildir. Bu kısa ve gerçek olmayan dünya hayatında, insanın nefsini tatmin ile zaman geçirmesi, çok büyük bir gaflettir.


Dünya hayatı yalnızca bir oyun ve bir oyalanmadan başkası değildir. Korkup-sakınmakta olanlar için ahiret yurdu gerçekten daha hayırlıdır. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz? (En’am Suresi - 32)


Şimdi tekrar düşünün. Kısa süren dünya hayatında amacınız nedir? Amaçladığınız konu, sizin sonsuz hayatınızda hangi mekânda bulunmanıza yardım eder? Cennet mi? Cehennem mi? Amaçlarınızda ulaşmaya çalıştığınız sonuç Allah’ı razı etmek ve O’nun sevgi ve dostluğunu kazanmak mı, yoksa nefsinizi tatmin edip, güzel bir dünya hayatı yaşamak mı? Seçiminizi yapın…

 

Binasının temelini, Allah korkusu ve hoşnutluğu üzerine kuran kimse mi hayırlıdır, yoksa binasının temelini göçecek bir yarın kenarına kurup onunla birlikte kendisi de cehennem ateşi içine yuvarlanan kimse mi? Allah, zulmeden bir topluluğa hidayet vermez. (Tevbe Suresi - 109)

 

Yazar Hakkında

1971 doğumluyum, yaklaşık 10 yıldır imani konularda yazılar yazıyorum. Seramik mezunuyum ve bu konuda eğitim veriyorum.




 


Makale Kaynağı: İbrahim Akın - MakaleMarketi.com

___________________________________________________________________

___________________________________________________________________

Yorumlar  

 
0 #1 hayatberna 10-06-2011 16:22
pekı ya hayattan hıc bır zevkı yoksa konu her ne olrsa olsun???
 

Yorumlar geçici bir süre için sadece üyelerin kullanımına açıktır.

Makale Yazın

Üye girişi yaparak siz de makale yazabilir, web sitenize yönlendirme yaparak veya iletişim bilgilerinizi ekleyerek kişisel/kurumsal popüleritenizi arttırabilirsiniz. Makale yazmaya başlamak için Şimdi Kaydolun!

Araştırın

Araştırmasını yaptığınız konuyla ilgili kelimeyi girip "Ara" butonuna basınız. Alakalı sonuçlar listelenecektir.