|
Türkiye Cumhuriyetinin Kuruluşundan bu yana, Cumhuriyetin adının Türk, dilinin Türkçe olmasına tahammül edemeyen Arap ve Pers Milliyetçisi yerli işbirlikçiler, Türk’e ait olan her şeye saldırmaktadırlar. Hem de bu konulara “dini birer kılıf” bularak, zihinleri bulandırmaya devam ediyorlar. Durmadan “Tanrı” ve “Türk” kelimelerine saldırarak teselli buluyorlar.
Gençlere; “Türküm” demenin günah ve ırkçılık olduğunu telkin etmektedirler. Ama bir Arap’ın “Kavmi Necip” demesi günah olmuyor. Bunlar açıktan Türk düşmanlığı yapacak cesareti kendilerinde bulamadıkları için, dini gerekçelerin arkasına saklanarak zehrini kusmakta, saf Müslüman olan Türk insanının kafasını karıştırarak Türk düşmanlıklarını sürdürmektedirler. Bir zamanlar hekim oğlu İsmail Zaman Gazetesi’nde, Ali Güler de Türkiye Gazetesi’nde “Tanrı demek günahtır. Yerine mutlaka Allah denilmelidir” diyorlardı. Ben kesinlikle Allah lafına karşı değilim. Ali Güler’e bir cevap yazdım, muğlâk bir cevap verdi bana. Mektubu dosyamdadır. İkisi de olabilir diyordu.
Ayrıca bu konuda sık sık fetva vermeye kalkışanlar da çoğunluktadır. Bunların Arapça bilgileri de yeterli değildir aslında. Buna rağmen yutturmaya devam ediyorlar. Bu Tanrı kelimesi bizim zamanımızda, askerde de tartışma konusu olmaktaydı. Arapçı ve Persçiler orada da varlardı. Yemek duası yapılırken çavuş, onbaşı arkadaşların bir kısmı “Tanrımıza Hamd Olsun, Milletimiz Var Olsun” derken, bir kısmı da “Allahımıza Hamd Olsun, Milletimiz Var Olsun” diyorlardı. Komutanlarımızın yeteri kadar Arapça ve Dini bilgileri olmadıkları için, bu konuda ikna edici bir yorum getiremiyorlardı. Dini inanca saygılı olan erat ise Arapçılığın tesirinde kalarak, gühahkar olurum korkusu ile yorum getiremiyordu. Bu konuya bizim gibi İmam Hatipli olup da, imalat hatası, sıra dışı Ulusalcı, Türkçü birileri açıklık getirmeli idi.
Ben de bunu yaptım. Ben fetva makamı değilim. Asırlarca herkes sustu, bu konuda yazmak bana düştü. İnşallah faydalı olmuştur. Türkler İslamiyet’ten önce de Tanrı’yı, Kur’an-ı Kerimin tarif ettiği gibi tarif ediyorlardı. Tarihçiler “Türklerin tek Tanrılı dine inandıklarını” yazıyorlar, fakat bu arada “Yer Tanrı ve Gök Tanrı”dan söz ediyorlar. Burada bir çelişki göze çarpmaktadır. İki Tanrı ortaya çıkmış oluyor. Hani Türkler “Tek Tanrıya İnanıyorlardı?” Kitabelerimizin yanlış tercümesinden dolayı, iki Tanrı varmış gibi anlaşılmaktadır. Aslında doğrusu şudur: “Yer+İn-Gök+Ün Tanrısı” olmalıdır. Aslında Türkler de “Yer Tanrı-Gök Tanrı” derken, Tek Tanrıyı kastediyorlardı.
Yani Türk Kavmine gönderilen ve dünyaya Hanif Dinini yayan Oğuzhan Peygamber (Zülkarneyn)in, bundan 5400 yıl önce Tanrıyı tarif şekli daha sonra Kuran-ı Kerimde; “Yerin ve Göğün Rabbi” olarak yerini almıştır. Türklerin eski dini “Şamanizm-Hanif Dini ve İslam Benzerliğini” dikkate alırsak, Türklerin İslam’dan önce de Mümin olduklarını anlarız.
Kitabede “Men Tengri (Tengır) Teğin Bilge Kağan” diye başlayan cümle de; “Ben Tanrının yaratmış olduğu Bilge kağan” manası zamanla yanlış tercümenin azizliğine uğramış, “Ben Tanrı Bilge Kağan” şeklinde bize ulaşmış ve Bilge Kağan Kâfir gibi gösterilmiştir. Bütün bu oyunlar Türk’ün üzerinde oynanmış ve bu oyun devam etmektedir.
“Ten”; Uygurca ve Gumançca’da yalnız, eşi bulunmayan manalarına gelir. Türkçede de “Tenha” kelimesi, yalnızlık, sakinlik; tane tane kelimesi tek tek manalarına kullanılır.
Gır ise, Kaşgarlı’nın Divanı’nda ve Gumançca’da büyük manasına gelir. Tengır kökünden gelen Tanrı kelimesinin Tanyeri ile bir ilgisi yoktur. Tengri veya Tengir; “Eşi, benzeri bulunmayan büyük” ifadesi, “Allahu Ekber” ile yakın manaya gelir. Bu mana ise, İslam Akaidine ters düşmemektedir.
Bazıları Arapçanın “Allah’ın dili” olduğunu savunmaktadırlar. Cenab-ı Allah; “Kuran’ın Arap toplumunca kolayca anlaşılması için Arapça gönderildiğini” açıklamaktadır. Hâlbuki bütün diller Allah’ın yaratmış olduğu dillerdir. Allah bütün dilleri anlar. Çünkü o bize; “Şah damarımızdan daha yakındır - Kalpleri bilendir.” Errum Süresi 22. ayette; “Dillerinizin ve renklerinizin ayrı olması Allah’ın ayetlerindendir.” buyurmaktadır.
Ayet demek; “Allah’ın varlığını ispatlayan deliller” demektir. Öyle ise Türkçe dili de; “Allah’ın yaratmış olduğu dillerden biri olup, onun varlığının, kudretinin delillerindendir diyebiliriz. Yani hiç kimse kendi diline kutsallık addetmesin. Bütün diller kutsaldır. Daha İslam’dan çok önceleri Allah lafzı, İbranice Aloha kökünden gelmektedir. Yine İslam’dan önce de “Abdullah (Allah’ın Kulu)” ismine rastlamaktayız ve Allah İsminin İslam’la başlamadığını, çok daha önceleri var olduğunu anlıyoruz.
Allah-u ile İlah-u aynı kökten gelmektedir. Arapçada bazı yerlerde “A” veya “Elif” harfi, izafet yani fazlalık harfi olmaktadır. “A” veya “Elif” harfini okumadığımızda lehu kalır. Lehu derken Allah denmiş gibi olur. Yani Lehu, İlahu, Allahu aynı kökten gelmektedirler. Ayrıca yine Arapça Hu Zamiri vardır. Türkçesi “O” demektir. Yani Arapça Allah’a “O” deme yetkimiz de vardır. Zikir ederken; “Hu, Hu veya Hu Allah, Alla+Hu” deriz. Burada “Ameller niyete göredir” ayetine göre, Hu, Lehu, İlahu da, Allahu veya Allah yerine kullanılır ve hiçbir Arap da buna günahtır diye itiraz etmez.
“La İlahe İllallah” ; “Allah’tan başka İlah (tapılacak) yoktur” manasına gelir. Kuran-ı Kerim bile “Allahtan başka Allah yoktur” dememiştir, Çünkü yanlış olur. “Allah’tan başka İlah yoktur” şeklinde tercüme etmek zorundayız. Yani bu ayette Allah, aynı zaman da İlah sayılmaktadır. Kısacası; Türkçedeki Tanrı kelimesi, Arapçadaki İlah kelimesinin karşılığıdır.
Bu durumda Allah’a, İlah deme yetkimiz var ise, İlah manasına ve niyetine, Türkçe olarak Tanrı deme yetkimiz de vardır. Bunun hiçbir günahı da yoktur.
Bazı deyim veya kelimelere farklı anlamlar yüklenir. Başka dillerde o kelimenin karşılığını bulsanız dahi, toplum olarak o kelimeye yüklemiş olduğunuz anlamı, başka dildeki o kelimeye yükleyemezsiniz. Milletimizin anlamak istediği manayı veremez ve o çağrışımı yapamazsınız. Türklerde “Tanrı Misafiri” diye bir deyim vardır. Bu deyimin yerine Allah Misafiri demiş olsak dahi, Tanrı misafiri deyimine yüklemiş olduğumuz asıl manayı vermediğini görürüz. Bu nedenle kültürümüze girmiş olan “Tanrı Misafiri” deyimine yüklemiş olduğumuz mana ile oynamayalım, o bize ait bir kültür motifi olarak kalsın. Öyle ise Tanrı kelimesinden vazgeçersek, “Tanrı Misafiri” deyiminden de vazgeçmiş oluruz. Bu oyuna gelmeyelim Tanrı Aşkına! “Tanrı Misafirini” ağırlamaya devam edelim. İngilizler Allah’a “God”, Persler “Mevla” derler. Almanlar, Ruslar, Fransızlar ve nice milletler kendi dillerince Allah’ı anarlar. Allah lafzı, 99 isim ile birlikte Arapçadır. Doğal olarak bu 99 ismin arasında Türkçe olan Tanrı kelimesine rastlanamaz. Bazı bölge insanlarının bir an için Arapça bilmediklerini düşünürsek, Arapça Allah demek zorunda bırakamayız onları.
İnsanların tamamını Arapça konuşturamazsınız. Peygamberlere inen kitaplar kendi kavimlerinin dillerince gönderilmiştir. İngiliz’e, Rus’a ve Fransız’a, Arapça Allah deme mecburiyeti yoktur da, neden Türk’e günah oluyor? Yunus; “Gönül Çalabın tahtı, Çalap gönüle baktı” derken, Allah’a Çalap dediği için günahkâr mı oldu yani? Nebat ve Hayvanat kendi dilince Allah’ı zikretmektedirler. Bırakın Türkler de, Türkçe konuşurken Tanrı desinler, Arapça konuşurken Allah, İlah, Lehu veya Hu, Hu desinler. Bunlara takılmayalım. Unutmayalım; “İnnemel A’malu Binniyet” yani; Ameller niyete göredir.
Ne yazıktır, görüyoruz ki; bizim Arapçı, Persçi alimler hala fetvalarını Mısır ve Suudi Vahhabilerinden veya İran Mollalarından almaktadırlar. Bazı Türk düşmanlarının inadına da olsa bir kere daha “Tanrı Türkü Korusun” diyelim.
Dip not: Kardeşlerim; bu ulusalcı, Türkçülük maskesi adı altında dinde reform çalışmalarını yaymak isteyen zihniyetlerin oyunlarına gelmeyelim!
Mehmet Demir Atmalı Gaziantep Kuvva-i Milliye Derneği Başkan Yardımcısıdır.
|
Yorumlar
Ayrıca Allah dışında kastedilen diğer ilahlar, ilah edinildiği sürece ilahtırlar. Şirk terk edildiğinde tapılan İlah da ilahlık özelliğini yitirir. Ancak Allah, dünya üzerinde tek bir kişi bile onu ilah edinmese yine de Allah'tır. (Bu son görüş Muhammed Esed'den alıntılanmıştır .)
Not: Yabancı ve Müslüman arkadaşlarımın da Allah dediklerini eklemek isterim.
RSS ile Abone Ol (Bu makaleye yapılan yorumlar için RSS beslemesi)