|
(İslam’ı Anlamak, İslam Adaleti ve Beşeri Sistemler -1.Bölüm’ün devamıdır)
İslam’ın uygulanabilir olduğuna yazı dizimin birinci bölümünde belirtmiştim. Yazımın ikinci bölümünde kısaca İslam’da suçlara uygulanan cezalara değineceğim…
İslam’da Suç ve Cezalar
Asr-ı Saadet Döneminden bir örnek:
Hz. Resul, zengin bir Arap’ın kızı hırsızlık yapıp da cezasının kıza uygulanmamasını isteyip; “O ileri gelen birinin kızıdır. Cezayı azaltalım” talepleri ile karşılaşınca; “Vallahi, hırsızlık yapan kızım Fatıma bile olsa yine aynı cezayı veririm” buyurmuştur. Bu hadise, İslam Tarihi’nde çok önemli bir yer tutmaktadır.
Az önceki verdiğimiz örnekte, İslam beldelerinde herhangi bir kıtlığın, kuraklığın ekonomik sıkıntıların olmadığı bir dönemdir. İslam, suçlara had cezası uygulamadan evvel, suçu ortaya çıkaran sebeplerle mücadele etmiştir. Önce işsizliği, yoksulluğu ortadan kaldırmayı amaçlar. Doğal afet sayılan, kıtlıklar istisnai durumlardır ki; bu dönemlerde yapılan hırsızlıklara İslam hiçbir şekilde had cezası uygulamamıştır.
Hz. Ömer’in kıtlık döneminde hırsızlık cezalarını yasakladığını; bu dönemde insanları açlığa ve sefalete terk edenleri cezalandırdığını görüyoruz.
Bu durumda ister istemez insan, İslam Adalet Sistemi ile Beşer Adalet Sistemi’ni mukayese etme ihtiyacı duyuyor. Beşer sistemlerde kişi açlık, zaruret, işsizlikten dolayı hırsızlık yaptığında cezalandırılıyor. O kişiyi o hale düşüren ortam ve şartlar hiçbir zaman göz önünde bulundurulmuyor. Asr-ı Saadet dönemine bakıldığında İslam, kişilerin asgari ihtiyaç maddelerini karşılayacak ortamı oluşturup aç, işsiz kimse kalmadıktan sonra toplum, genel itibariyle derinlemesine ve geniş bir açıdan bilinçlendirilip, eğitildikten sonra hırsızlık cezasının uygulandı görülür
Ceza, hangi şartlarda uygulanır?
- Eğer hırsız, akıllı, ergen ise (çocuk, deli değilse)
- Mal belli bir değerin üstünde olursa (sikkeli, halis 10 dirhemin üzerinde olursa...)
- Mal gizlenmiş iken, evde, iş yerinde korunan, kapalı bir yerde iken çalınmış ise,
- Hırsızın, çaldığı malda mülkiyet hakkı yok ise,
- Mal, kamu malı değilse,
- Çabuk bozulan et, süt, yaş meyve değilse,
- Eşi, çocuğu, babasının malı değilse,
- Mahkemeye başvurmadan önce, mal geri verilip tövbe edilmemiş, uslanılmamış ve iki şahit var ise veya hırsızın itirafı ile suç kesinleşmiş ise hırsızlığın cezası uygulanır.
Beşer sistemlere baktığımızda, hırsız çocukta olsa, mal açıkta da olsa, çalınan mal yakın akrabasının da olsa, kamunun veya belirli bir değere sınırlandırmadan az bir değere (simit, ekmek gibi) sahipse; açlık, işsizlik o kişiyi bu duruma düşüren şartlar göz önüne alınmaksızın o kişiye ceza verilir. Bu noktada soralım: Acaba beşer sistemler mi cezalar konusunda daha caydırıcı ve daha insaflı, yoksa İslam Hukuku mu daha insaflı ve caydırıcıdır?
Uzmanlar yaptığı araştırmalarda, hırsızlığı alışkanlık haline getirenlerin cezaevlerini ihtisas alanları ve mevsimlik konaklama yerleri olarak gördüklerini tespit etmişlerdir. Günümüz hukuk sistemi bu haliyle asla caydırıcı olamamıştır; aksine bu tür olayların çoğalmasına ve kangrene dönüşmesine sebep olmuştur.
Hırsızlığa uygulanan cezaların kişisel olmadığını Kuran’ın şu ayetleri apaçık ortaya koymaktadır. İşte ilgili ayetler ve hadisler:
* “Hırsız erkek ve hırsız kadının, çalıp kazandıklarına bir karşılık, Allah’tan tekrarı önleyen kesin bir ceza olmak üzere ellerini kesin. Allah üstün ve güçlü alandır. Hüküm ve hikmet sahibidir” (Maide Suresi, 38. ayet)
* “Hırsızlık büyük günahtır. Kitap, sünnet ve icma ile haramdır. Hırsızlık yapan cezalandırılır.” (Nisa Suresi, 41. ayet)
* “Sizden öncekiler, nüfuzlu biri hırsızlık yapınca serbest bırakırlar. Güçsüz biri hırsızlık yapınca ona ceza verirlerdi. Bu yüzden helak oldular” (Müslim)
* “Üzerinde kul hakkı olan, ölmeden önce ödeyip helalleşsin! Çünkü ahrette altının, malın değeri olmaz. O gün, hak ödeninceye kadar kendi sevaplarından alınır. Sevapları olmazsa, hak sahibinin günahları buna yüklenir” (Buhari)
* “Müflis, şu kimsedir ki; kıyamette defterinde pek çok namaz, oruç ve zekât sevabı bulunur. Fakat bazılarına çeşitli yönden zararı dokunmuştur. Sevapları, bu hak sahiplerine dağıtılır. Hakları ödenmeden önce sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları, bunun üzerine yükletilir. Cehenneme atılır” (Müslim)
Zina Suçu:
Recm, zina eden kişilere uygulanan cezadır. Böyle bir ceza İslam hukukunda var mıdır? Bu sorunun cevabını araştıran bazı din adamları, Kuran’da zina yapanlara uygulanacak cezaların şekli konusunda bir ayetin olmadığını ileri sürerken; bazı din adamları da Kuran’da zina edenlerin toplum içinde utandırılıp, rezil edildikten sonra 100 sopa ile cezalandırılabileceğini ileri sürmüşlerdir.
Bu sorunun cevabını din adamları böyle ortaya koyarken; hadislerde recm cezalarından bahsedilmiş olsa da bu cezalar her zaman tartışma konusu olmuştur. Âlimler bile bu konuda net bir şey söyleyememişlerdir. Buna bir örnek verecek olursak: Osmanlı Döneminde, bir recm olayına rastlanmıştır. Recm cezasını uygulayacak olan Şeyhülislam; “bu konuda fetva veremem” diyerek görevini bırakmıştır.
Recm cezasının nasıl uygulandığını anlayabilmek için yeniden Asr-ı Saadet dönemine dönmemiz gerekiyor.
İslam Hukuku’nda zina suçunun tespit edilmesinin dört şahit ile ispat edilmesi mecburiyeti çok dikkat çekicidir. Çünkü dört şahidin iki kişiyi bu konuda suçüstü yakalama imkânı çok zayıftır. Ayrıca, bunu gördüğünü söyleyen kişiyi üç kişinin daha desteklemesi gerekir; aksi halde seksen değnek cezasına çarptırılır. Nitekim Asr-ı Saadet döneminde yapılan recimlerin hemen hemen hepsi suçluların vicdanlarında hissettikleri ağır suçluluk duygusundan kurtulmak için bizzat itiraf etmeleri sonucunda uygulanmıştır. Hatta itiraf edenleri duymazlıktan gelen Hz. Peygamber (s.a.v) onları kurtarmak için çeşitli yöntemlere başvurmuştur. Suçunu itiraf edenin akli dengesinin yerinde olup olmadığını, yaptığı işin zina mı, yoksa ön hazırlık mı olduğunu soruşturmuş ve sonuçta ısrarlı itiraflar sürünce zina edenlere had cezası uygulamıştır.
Zinayı buraya kadar aktardıktan sonra, Kuran’ın zina ile ilgili neler emrettiğini görmemizde fayda vardır.
* “Savaş esiri olarak, sahip olduklarınız hariç, evli kadınlar size haram kılındı. Bunlar, üzerinize Allah’ın emri olarak yazılmıştır. Bunların dışında kalanlar ise, iffetli yaşamak ve zina etmemek şartıyla mallarınızla istemeniz size helal kılındı. Onlardan nikâhlanıp, faydalanmanıza karşılık sabit bir hak olarak kendilerine mehirlerini verin. Mehir belirlendikten sonra, onunla ilgili uzlaştığınız şeyler konusunda size günah yoktur. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir; hüküm ve hikmet sahibidir” (Nisa Suresi, 24. ayet)
* “Sizden kimin, hür mümin kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse, sahip olduğunuz mümin genç kızlarınızdan alsın. Allah, sizin imanınızı dahi iyi bilir. Hepiniz birbirinizdensiniz. Öyle ise iffetli yaşamaları, zina etmemeleri ve gizli dost tutmamaları halinde sahiplerinin izniyle onlarla evlenin, mehirlerini de güzelce verin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, onlara hür kadınların cezasının yarısı uygulanır. Bu içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” (Nisa Suresi, 25. ayet)
* Bugün size temiz ve boş şeyler helal kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helal, sizin yiyecekleriniz de onlara helaldir. Mümin kadınlardan iffetli olanlarla, daha önce kendilerine kitap verilenlerden olan iffetli kadınlar da mehirlerini vermeniz kaydıyla evlenmek, zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helaldir. Her kim de inanılması gerekenleri inkâr ederse, bütün işlediği boşa gider. Ahrette de o ziyana uğrayanlardandır” (Maide Suresi,5. ayet)
* Zinaya yaklaşmayın; çünkü o son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur” (İsra Suresi, 32. ayet)
Toparlayacak olursak; İslam’da recm gibi hükümler kesinlikle caydırıcı ve ağı bir cezadır. İnsanlık camiasında ve bütün semai dinlerin ortak amaçlarından biri neslin devamını sağlamaktır. Zina, nesilleri dejenere eden, karıştıran en alçak gayrimeşru bir yoldur.
Yaşadığımız şu günlerde, kundaktaki kız çocuğuna, beş yaşındaki erkek çocuğuna zina eden pek çok haysiyetsiz kişiler gördük. Bu olayları görüp, duyarken insanlığımızdan utandık adeta. Bu bakımdan, bu alçak suçun hiçbir şekilde affı mümkün olmamalıdır. Bu noktada şöyle bir düşünelim: Allah korusun, böyle bir durum bizim başımıza gelse acaba ne düşünürüz? Namusumuza kast eden bu insan müsvettesinin ödüllendirilme tarzında cezalandırılmasını mı, yoksa hak ettiği cezaya çarptırılmasını mı isteriz? Elbette ki, bu insan müsvettesinin hak ettiği cezayı almasını isteriz ki; yüreğimizdeki kin, öfke ancak dinebilsin. İşte İslam, en utanç verici suç olan zinayı yapanlara hak ettiği cezayı vererek ne kadar medeni ve çağdaş olduğunu ortaya koymuştur. Mağdurların yanan yürekleri soğutulur; yüreklerdeki kini, nefreti ve buna bağlı olarak gelişecek kan davalarının da önüne geçerek, toplumsal huzuru ve güveni temin eder. İslam, hiçbir zaman beşer sistemler gibi suçluları şu veya bu sebeplerle kişileri affederek aynı hadiselerin yeniden yaşanmasına asla müsaade etmez.
İslam’da Kısas: (Adam Öldürmek)
İslam, kısas ile insanlar arasındaki kini, husumeti ve kan davalarını ortadan kaldırmayı amaçlamıştır.
Bir insanı öldüren için üç hüküm vardır.
a-) Öldürülen tarafın ailesi adamı bağışlar ise, katil serbest kalır.
b-) Öldürülenin ailesi “kan bedeli” talep eder. Aldıkları meblağ karşılığında adam af edilir.
c-) Öldürülenin ailesi kısas isteyebilir. “Kana kan” Bunun üzerine katil, İslam Hukuku’na göre idam edilir. Böylece kan davaları sürüp gitmez; çünkü idamı yapan devlettir. Katilin ailesi devletin verdiği idam cezasına asla itiraz edemez. Öldürülenin ailesi veya yakınları da ceza verildiği için intikam peşinde koşamaz.
Günümüzde durum bir tuhaf işlemektedir. Katiller, çıkarılan yasalarla tekrar salıveriliyor, aynı felaketler yeniden yaşanıyor. Ülkemiz bu konuda sayısız örneklerle doludur. Beşer sistemlerde suç, işleyenin yanına kar veya ödül olarak kalırken; mağdur ailelerde büyük bir öfke oluşmaktadır. Öfkeli aile, adaletin tecelli etmediğini düşündüğünden kendi adaletlerini kendileri yerine getirme yolunu seçmektedirler. Sonuç, kan davaları ve ardından gelen ölüm haberleri…
Adam öldürmeyle ilgili uygulamaları buraya kadar aktardıktan sonra; konu ile ilgili ayetleri de burada aktarmak faydalı olacaktır:
Katiller hakkında ayetler:
* “Kim bir insanı (suçsuz yere) öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de suçsuz bir insanı ölümden kurtarırsa, sanki bütün insanları ölümden kurtarmış gibidir” (Maide Suresi, 32. ayet)
* “Kim bur mümini kasti olarak öldürürse, o kimsenin cezası Cehennem’de (ebedi) kalmaktır” (Nisa Suresi, 93. ayet)
İçki:
İslam Dini, toplumun daha sağlıklı ve daha berrak düşünen insanlardan oluşmasını amaçlamıştır. Bu sebeple içkiyi, insanın aklını başından aldığı ve sağlıklı düşünmesini engellediği için yasaklamıştır. İçki içen bir kişinin cezalandırılması için bazı şartların oluşmasına ihtiyaç vardır.
a-) İçki içmiş kişinin akıllı olması,
b-) İçki içmiş kişinin ergen olması,
c-) İçki içmiş kişinin Müslüman olması,
d-) dilsiz olmaması,
O halde çocuk, deli, gayri Müslim ve dilsiz içki içtiği takdirde had cezası uygulanmaz. Onları içki içme alışkanlığından vazgeçirmenin yolları aranır. İslam Hukuku’nda âmâ kişilerin içki içmesi durumunda had cezası uygulanır. Gerekçe; âmâ kişinin sarhoş olması, kendisi ve çevresi için tehlikeli olabileceğidir.
İslam Hukuku’nda, içki içene had cezasının uygulanabilmesi için iki erkeğin şahitlik etmesi kâfidir. Ayrıca; içki içen kişinin içki içtiğini ikrar etmesi de had cezasının uygulanması için yeterli sebeptir.
Toplumda huzurun, barışın, güvenin ve sağlıklı nesillerin çoğalmasını isteyen İslam, içkiyi şu ayetlerle yasaklamıştır:
a-) “Hurma ağaçlarının meyvesinden ve üzümlerden hem içki yapıyor, hem de güzel rızk ediniyorsunuz. Bunda aklı eren kavim için elbette ibret vardır” (Nahl Suresi/67)
Bu ayetin inmesiyle içkinin dinen tasvip edilmeyen bir madde olduğu anlaşıldığından, bazı sahabeler içkiyi terk etmişlerdir. Aslında bu ayetin inmesiyle içkinin ileride haram olacağı da anlaşılmıştır.
b-) “Sana içkiyi ve kumarı soruyorlar. De ki; Onlarda hem günah, hem insanlar için faydalar vardır. Günahları ise faydalarından daha büyüktür” (Bakara/219)
c-) “Ey iman edenler! Siz sarhoşken, ne söyleyeceğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın” (Nisa/43)
d-) “Ey iman edenler! İçki, kumar, tapmaya mahsus dikili taşlar, fal okları ancak şeytanın amelinden birer murdardır. Onun için bunlardan kaçının ki, murada eresiniz” (Maide/90)
e-) “Şeytan, içkide ve kumarda aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi Allah’ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık siz hepiniz vazgeçtiniz değil mi?” (Maide/
5- “Şeytan, içkide ve kumarda aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi Allah’ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık siz hepiniz vazgeçtiniz değil mi?” (Maide Sûresi, 91)
Buraya kadar aktarmaya çalıştığımız konular; özellikle tüm dünya ülkelerinde kangrene dönüşen, toplum yapısını bozan, toplumda güveni ve adaleti yok eden belli başlı konulardır. Seçilen konuları Dini ve Beşeri yönden karşılaştırarak değerlendirmeye çalıştım. İslam için önyargılı olanlara şunu tavsiye etmek isterim. Öncelikle kafalarını ön yargılardan kurtarıp, İslam’ı incelemeye çalışsınlar. O zaman İslam’ın tüm özelliklerini ve güzelliklerini daha iyi anlama imkânı bulacaklardır.
Yazar Hakkında
1960 yılında Kırıkkale'de doğdum. İlk ve ortaokulu Kırıkkale'de, liseyi de Ankara'da tamamladım. Üç çocuk babasıyım. Okumayı, araştırmayı, yorum ve eleştiri yapmayı severim. Bu birikimlerimden faydalanarak "Mevtadan Mektup Var! isimli birde kurgu romanım yayınlanmıştır. Roman sevenlere tavsiye ediyorum. Ortaokul ve lise yıllarımda oluşturduğum arşivimden ve günümüz teknolojisinden faydalanarak bu sitede makale yazmaya başladım. Amacım; makaleseverlere doğru bilgiye dayanan yazılar hazırlamaktır. Bilgi birikimlerimi kişisel dünya görüşümle harmanlayıp, okuyucusu ile buluşturmaktır. Okuyucularımdan beklentim şudur; yazdıklarımı beğenin veya beğenmeyin, lütfen yorum yapın, beğenip beğenmediğinizi belirtin. Çünkü; sonuçta yazarlarda insandır, yanılabilir. Hatalarımı göstermeniz dileğimle, hepinize saygılarımı ve selamlarımı sunuyorum. E-Mail: atessbeyy@mynet.com
Allah'a emanet olunuz...
|
NOT: Yorum Politikası gereği reklam amaçlı yapılan yorumlar yayından kaldırılır.