Toplum ve Haberler > Ekonomi > Son 20 Yılın Ekonomi Politikaları ve Avrupa-ABD Krizleri (3.Bölüm)

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Makale Marketi Blog Makale Marketi Facebook Makale Marketi Twitter


Son 20 Yılın Ekonomi Politikaları ve Avrupa-ABD Krizleri (3.Bölüm)

(6 oy, 4.83 / 5)
Yazar: Şahap Güven | Kategori: Ekonomi | Tarih: 25 Ağustos 2011 | 1072 kez okundu

 

Son 20 Yılın Ekonomi Politikaları ve Avrupa-ABD Krizleri (2.Bölüm) isimli makalenin devamıdır.

 

2007 Krizi ile bağlantı kurularak Avrupa ve ABD Ekonomilerindeki ‘‘ikinci dip’’ uyarısının varabileceği sonuçlar ve yapılması gerekenlerle ilgili değerlendirmeler

Günümüze gelindiğinde Avrupa ülkelerinde Yunanistan, Portekiz, İtalya ekonomilerinin her an ciddi bir şok yaşatacak şekilde krize girmesi bekleniyor. 14 trilyon dolarlık borçlanma limitini ilk 6 ayda dolduran ve 1,4 trilyon dolarlık bütçe açığına sahip ABD’de Obama yönetimi kredisini doldurmak üzere. Burada akla gelen soru şu: Acaba Obama hükümeti daha fazla borçlanarak ve önerdiği yapısal tedbirleri uygularsa yani vergileri artırır, toplam talebi kısabilirse bütçe açığı hedeflenen düzeye gelir mi? Bu tedbirlerle ABD Ekonomisi sağlam bir zemine oturur mu?

 

ABD’nin kredi notunun düşmesi ABD kağıtlarına olan güveni sarstı. ABD’nin 14,3 trilyon dolarlık tahvil ve bonolarının yaklaşık 4,5 trilyon doları yabancılara ait. Kalan 9,8 trilyon doları Amerikalılara ait.  4,5 trilyon dolarlık ABD tahvilinin 1,1 trilyon doları Çin’de, 912 milyar doları Japonya’da bulunmaktadır. Türkiye’de  39 milyar dolarlık ABD tahvili bulunmaktadır. (Eğilmez, 2011)  Yani bu rakamlardan anlaşılan ABD ekonomisinin yaşayacağı her şok bütün dünyaya artçı sarsıntılar yaşatacaktır.

 

Acaba 2007 krizinin ve ikinci dip diye adlandırılan son krizin sorumlusu Çin mi? Çin’in sürekli dış ticaret fazlası vermesi ABD ve Avrupa ülkelerinin içinde bulunduğu buhranın sebebi mi? Bu teze dayanarak ABD Çin’e Yuan’ı dolara karşı değerlendirmesi şeklinde baskı yapabilecek mi?  Eğer bu ince ayar yapılmazsa, ABD kağıtlarına güven daha da azalırsa Çin’e de olası yansımaları olabileceği konusunda Çin ile ABD uzlaşabilecek mi? ABD ve Çin bu konuları konuşurken kısa vadeli sermaye hareketleri ile ilgili diğer ülkeler bir adım atar mı? G 20 ülkelerinden Çin ve Brezilya gibi ülkelerin sürekli dile getirdiği kısa vadeli sermaye hareketlerinin genel bir sorun olduğu gerçeği artık IMF tarafından da kabul edilmiş durumda. Bu kadar kontrolsüz ve denetimsiz kısa vadeli sermaye giriş ve çıkışları 1990-2000’li yıllarda gelişmekte olan ülkelerin ekonomisini darmadağın ederken şimdi ABD ve Avrupa ekonomilerini de sarsıyor.

 

Avrupa İrlanda, Yunanistan, Portekiz gibi ülkelerde ki sarsılmaları çözebiliriz diye düşünürken bir anda devreye İtalya ve İspanya girince Avrupa’daki kriz daha ne kadar derinleşir, AB ve IMF çözümde ne kadar devreye girer, Almanya bunu ister mi şeklinde soruların ardı ardına gelmesi son derece normal. Örneğin İtalya için IMF’nin öngördüğü % 1,8 lik büyüme rakamı İtalya’yı resesyondan çıkarmaya yetmiyor, bu oranın üzerine çıkması lazım, olası bir krizde İtalya’yı kurtarmak için gereken yardımın yaklaşık 1 trilyon Euro olması Almanya’nın bu kadar düşünceli olmasının sebeplerinden biri olabilir. İtalya’nın sallanması demek İtalyan tahvillerinin % 45 ini elinde tutan Fransa’nın etkilenmesi demek. “Yabancıların elinde bulundurduğu toplam İtalyan tahvil stoğunun % 45'i tek başına Fransız bankalarındaymış. Fransız bankacılık sektöründeki toplam Yunanistan, Portekiz, İrlanda ve İspanya riski  250 milyar euro iken sadece İtalya riski 320 milyar euro” (Cüneyt Başaran, 2011 )

 

Yukarıdaki saptamalar üzerinde düşündükten sonra sorduğumuz sorulara verilecek cevaplar bizim ileride karşılaşacağımız döviz kuru, faizler, cari açık, bankacılık sistemi nasıl şekillenecek sorularının cevabı olacaktır. Ancak görülen odur ki dünya ekonomisini hiç de kolay günler beklemiyor. 2007’de “Büyük Daralma” dediğimiz krize göre daha etkisi fazla olması muhtemel bir  ”İkinci Dip” yaşanacağı anlaşılmaktadır.

 

Ve bütün bu olanlardan herkesinde anlayacağı, para politikalarının krizlerden çıkış için tek başına yeterli olmadığı, maliye politikalarının da uygulanması gerektiğidir. Yaşanan tecrübe kontrolsüz sermaye hareketlerinin, asıl amacı reel sektöre kaynak sağlamak olan fakat bu amaçtan uzaklaşan finans piyasalarının, sayısı bir hayli fazla olan finansal türev ürünlerinin ve sınırsız borçlanarak oluşan suni büyüme modellerinin tekrar gözden geçirileceği daha kontrollü disiplinli para politikaları ile maliye politikalarının eş zamanlı yürütüleceği günlerin bizi beklediğidir.

 

Kaynaklar

EĞİLMEZ Mağfi, ‘‘ Maddi Hata ya da Yönetim Zaafiyeti’’, Radikal Gazetesi, 11.08.2011

BAŞARAN,Cüneyt, ‘ ‘Kriz İtalya’da Ateşi Fransayı Yakıyor’’, http://www.bloomberght.com, 13.07.2011

 

 


Makale Kaynağı: Şahap Güven - MakaleMarketi.com

___________________________________________________________________

___________________________________________________________________

Yorumlar  

 
0 #1 AvrupaKayahan Okan 26-08-2011 17:54
Avrupanın durumunun bu kadar vahim olduğunu makalenizi okuduktan sonra öğrenmiş olduk. Çin gerçekten önemli bir ülke, belki ABD nin tek büyük olma ünvanını elinden alabilir. Çinle ilgili değerlendirmele rinizi de merak ediyorum.

Saygılar
Alıntıyla Cevap Ver
 
 
0 #2 Türkiye Ekonomisiİsmail Altın 27-08-2011 12:20
Kısa vadeli sermaye hareketlerinin zararından bahsetmişsiniz. Bunlar yani sıcak para Türkiye ekonomisini de olumsuz etkiliyor. Bizim ekonomimizde dış spekülasyonlara çok açık diye biliyorum. Yani biz de ABD yerine Çin ya da Brezilya modellerini örnek alsak hiç fena olmaz
Alıntıyla Cevap Ver
 

Yorum Yapın / Soru Sorun

NOT: Yorum Politikası gereği reklam amaçlı yapılan yorumlar yayından kaldırılır.


Makale Yazın

Üye girişi yaparak siz de makale yazabilir, web sitenize yönlendirme yaparak veya iletişim bilgilerinizi ekleyerek kişisel/kurumsal popüleritenizi arttırabilirsiniz. Makale yazmaya başlamak için Şimdi Kaydolun!

Araştırın

Araştırmasını yaptığınız konuyla ilgili kelimeyi girip "Ara" butonuna basınız. Alakalı sonuçlar listelenecektir.