Eleştiri'nin E'si
“Eleştirmek” pek çok kişi için “bir yanlışı bildirmek” anlamına gelir. Günlük yaşamda bu anlam kabul görmüş olsa da eleştirinin sözlük anlamı “yapılan bir işin doğru ve yanlış yönlerini değerlendirmek”tir.
Madem ki toplum nezdinde eleştiri “bir yanlışı bildirmek” olarak tanımlanıyor öyle ise yanlış olanı, yanlış yapana bildirmenin çok sayıda kuralı olduğunu bilmekte de yarar var. Çalışma hayatı içinde işyerlerindeki iletişim sorunlarının, iletişimde yaşanan tıkanıklıkların pek çoğu, çalışanların eleştiri kurallarını bilmemesinden, kurallara yeterince uymamasından kaynaklanmaktadır. Öncelikli olarak her eleştiri bir amaç için yapılmalıdır. Eleştiride en doğru amaç görüşme sonunda bir anlaşma, uzlaşma sağlamaktır.
Eleştiri amaçlı yapılan her görüşmenin ardından taraflar “tekrardan aynı yanlışın yapılmaması” sonucunda uzlaşmaya varabilirler. Ayrıca varılan uzlaşma “yapılanın yanlış olmadığı” da olabilir. Burada asıl önemli olan bir uzlaşmanın sağlanmasıdır. Dolayısıyla amacı belirlerken önyargılı davranmamak gerekir. Eleştiren kişi yapacağı görüşme sırasında kendi düşüncesini değiştirebileceğini baştan hesaba katmalıdır.
İşyerlerinde Eleştiri Sadece Yalnızken Yapılmalıdır!
İşyerinde eleştiride bulunurken eğer doğru amaca ulaşmak istiyorsanız “eleştiri sadece ‘yalnızken’ yapılmalıdır” kuralını unutmamanız gerekir. Taraflar görüşmelerini ikili olarak gerçekleştirmeli, konuştukları konular başka kişi(ler) tarafından işitilmemeli, görülmemeli ve izlenmemelidir. Kuşkusuz bazı durumlarda bu da yeterli değil: Yönetici kendi elemanına eleştiri yönelteceği zaman, bunu başka insanların bilmemesini sağlamalıdır. “Çalışan”ın, kendisiyle “konuşulmak” üzere “bir kenara çekildiği” bilgisi diğer insanlar arasında yayılır ve çalışan bunu fark ederse, uzlaşılmak şöyle dursun, çoğu zaman uzlaşmanın yanına bile yaklaşılamaz.
“Sadece yalnızken eleştir” kuralına uyulmadığı zaman diğer eleştiri kuralları değer ve önemini yitirir. Başka kişi ya da kişilerin tanık olduğu ortamlarda eleştiri yapılırsa, diğer eleştiri kurallarına uyulmasa da olur. Çünkü amaca ulaşma şansı hemen hemen ortadan kalkmıştır. İşte bu nedenle “Sadece yalnızken eleştir” kuralı eleştirinin “E” harfini oluşturur.
Eleştiren yönetici, eleştirilen ise onun elemanı konumundaysa ve ortamda başka kişi(ler) varsa eleştiri görüşmesi genellikle kısa sürer. Bunun öncelikli nedeni elemanın sinmesidir. (yani sindirilmesi) Eleştiren yönetici, eleştirilen çalışan görüşmelerinde tarafların özverili ve sabırlı çabaları sonuç verip görüşme uzun sürse dahi bir süre sonra başka sorunlar baş gösterir. Eleştirilen kişinin yaptığı savunmalar -ki bu durumda savunma yapmak zorundadır- eleştiren için farklı anlamlara bürünür. Eleştiri ortamında başka kişilerin olması eleştiren yöneticinin tanıklar gözünde kendi değerinin darbe yediğini düşünmeye başlamasına neden olur ki bu da saldırının boyutlarını genişletir. Hatta bazı yöneticiler abanın “yen”ini biraz aralayarak sorunu kökünden çözmeye çalışır. Böylece amaca ulaşılmamış, etkili bir eleştiri yapılamamış olur.
Eleştiriyi sadece yalnızken yöneltmeli. Eğer işe yaramasını istiyorsak bu kurala uymamız şart.
Dr. Abidin Sönmez
abidin_sonmez@yahoo.com
www.iletke.com
|
NOT: Yorum Politikası gereği reklam amaçlı yapılan yorumlar yayından kaldırılır.