Toplum ve Haberler > Politika > Ortadoğu’da Değişim Rüzgarları

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Makale Marketi Blog Makale Marketi Facebook Makale Marketi Twitter


Ortadoğu’da Değişim Rüzgarları

(4 oy, 3.50 / 5)
Yazar: Ömer Koçyiğit | Kategori: Politika | Tarih: 06 Şubat 2011 | 857 kez okundu

‘One Minute Hüsnü’

Yemen’den Mısır’a, Tunus’tan Suriye’ye kadar bir değişim talebi var. Peki, Ortadoğu’daki tüm bu ayaklanmaların değişim taleplerinin özgürlük ve demokrasi isteklerinin nedeni ne? Yani onlarca yıldır tıpkı koyun sürüleri gibi yönetilmiş bu halklarda geçmişte olmayan ne var? Bugün daha mı eğitimliler? Daha mı bilinçliler? Daha çok mu eziliyorlar? Daha mı güçlüler?

 

Mesela Mısır’daki olaylar birçok yazarımızın dediği gibi sade ekonomik zorluklardan ve demokrasi taleplerinden dolayı mı?

 

Eğer öyleyse zaten 40 yıldır durumları bu değil mi? Neden 40 yıl sonra?

 

Ortadoğu’da yaşananları sadece iç dinamiklerle açıklamak yeterli değildir. Ancak bu her şeyin dışarıdan tezgahlandığı anlamına gelmez. Bir takım kesimlerin yaptığı gibi her şeyi dünya üzerindeki kusursuz güç haline getirilmiş, insanların zihinlerine dünya üzerinde patlayan her bomba ABD’nin izniyle ve bilgisiyle patlamıştır derecesinde işlenmiş ve adeta Tanrısal (her şeyi bilen ve her şey onun kontrolünde olan) bir güç şeklinde yüklenerek abartılması söz konusu olamaz.

 

Mısır ve diğer ülkelerdeki olaylara baktığımızda en büyük nedenlerden biri tabi ki dış dinamiklerdir.

 

Peki, nedir bu dış dinamikler?

 

11 Eylül saldırılarından sonra ABD’nin yaptığı gibi önce Afkanistan’ı sonra Irak’ı hain ilan edip bu bahaneyle tam teçhizatla bu ülkelere girilmesi midir dış dinamik dediğimiz şeyler? Daha sonra ABD parlamentosunda duyulan Yemen, Somali, Sudan seslerimidir? Ya da Rusya’nın, Çeçenistan’ı, Hindistan’ın, Keşmir’i, Pakistan’ı, Çin’in, Doğu Türkistan’ı terörist ilan etmesi midir dış dinamikler?

 

Fakir Müslüman halkları üzerindeki demokratikleştirme çalışmaları… Hep aynı teranelerle başlayan cümleler ve yine zulüm, kan, gözyaşı… Halktan çaldığı paralarla, Avrupa’da ki çeşitli bankalarda hesabında 30 milyar dolar gibi bir serveti olan bir diktatör adı ‘Mübarek’.

 

Türkiye’nin haklı tavrı üzerine cevabı tek bir cümle:

-Türkiye her şeye burnunu sokmasın.

 

Aslında bu hem onun cevabı hem de onun gibi düşünen birçok devletin cevabıydı. Türkiye’ye zerre kadar tahammülleri yok. Niye olsun ki zaten? Kendilerini önderi ilan ettikleri Arap âleminde yapılan bütün anketlerde en sevilen kişiler ve yöneticiler listesinin en başında bir Türk hem de açık ara.

 

Tayyip Erdoğan diye biri…

 

Onlar gibi dayakla, kurşunla, darağacıyla, deve sırtlarında kamçılı muhafızlarıyla, diktatörlükle, haksız seçimlerle iş başına gelmiş biri değil. Bütün hayatı darbecilerle, işkencecilerle, statükocularla, haksız kazanç ve yönetimlerle, halkı koyun sürüsü bellemişlerle mücadeleyle geçmiş. Muhtar bile olamaz denilmiş o ise kalkmış bütün Ortadoğu’ya örnek olmuş. Son yüz yılın en iyi siyasetçilerinden…

 

Şu yadsınamaz bir gerçektir ki Tayyip Erdoğan bütün Ortadoğu halkları üzerindeki acizlik, çaresizlik düşüncelerini yerle bir etmiştir. Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır.

 

Gerek Davos zirvesindeki zalime karşı mazlumun yanındaki tutumu gerekse Filistin konusundaki hassasiyetiyle hem kendi ülkesinde hem Arap ülkelerinde insanların artık uyanması gerektiğini maskelerin altındaki yüzleri görmesi gerektiğini en güzel şekilde göstermiştir. Türkiye’ye olan sertlikleri bu yüzden… Yıllardır uyuyan, ezdikleri, üstlerine basarak zenginleştikleri o masum halkı uyandırdık. Gerçeği ve olması gerekeni gösterdik. Örnek olduk. Model olduk. Osmanlı ruhunu hatırlattık.

Onlar zannettiler ki eskisi gibi bu düzen böyle devam edecek.

 

Eskisi neydi? Hatırlayalım bir örnekle.

 

Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit İsrail’i Filistin’de ki tutumu sebebiyle kınayan bir konuşma yapmıştı da Ecevit’i nasılda ertesi gün döne döne özür dilettirmişlerdi.

Anlayacağınız dostlar hiç kimsenin arkasından bile söyleyemediği şeyi zalimin zalimliğini Sayın Başbakanımız yüzlerine söyledi.

 

-Öldürmeyi iyi bilirsiniz siz dedi.

Bugün Mısır Tahrir meydanındaki ‘One minute Hüsnü’ nidaları tesadüf mü sizce de?

 

 


Makale Kaynağı: Ömer Koçyiğit - MakaleMarketi.com

___________________________________________________________________

___________________________________________________________________

Yorumlar  

 
+1 #1 Sevgili Ömer Kardeşim...Halit Durucan 10-02-2011 14:32
Sevgili Ömer Kardeşim. Fırsat buldukça yazılarını takip ediyor ve seni takdir ediyorum. Bu yazıları duyarlı, herhangi bir siyasi partiyi övücü tutumlardan uzak yazmış olsaydınız yazınız daha şık ve anlamlı olacaktı. Partiyi işin içine sokunca işler tamamen siyasileşmiş. Tayyip Erdoğan'ın dış güçlere karşı duruşundan övünüyorsun. Ben size şunu sormak isterim ve cevap beklerim. Lütfen samimiyetle yazın. BOP Eşbaşkanı olan Tayyip Erdoğan'ın misyonu ve vizyonu nedir? Kaç ülke lideri BOP bAŞkanıdır ve görevleri nelerdir? Kimler Tayyip Erdoğan'ı BOP eşbaşkanı tayin etti? One minuite'lerle Mavi Marmara ile ilgili gelişmelerde Tayyip Erdoğan'ın duruşunu biliyoruz. İlk etapta beğenmiştim ama sonuç hüsran. Çünkü Bir avuç Yahudi dediği topluluk bugün koco Türkiye'yi ti'ye almış, katil askerlerini en şerefli asker ilan etmiş, madalyalandırmı ştır. Sekiz yıllık iktidarı döneminde Tarım ve hayvancılık dibe vurmuş. Hayvan ve GDO'lü ürünler ithal ediyoruz. GDO'ya karşı bir önlem alınmıyor. Bir milyon tondan fazla fasülye soyası ülkemize giriş yaptı, bunları biliyorsunuz. Son söz; yazılarınızı içtenlikle okurken, size şunu tavsiye edebilirim. Güzel insan olduğunuzdan hiç kuşkum yok. Ama bu güzel birikimlerinizi ve bilgilerinizi lütfen bir siyasi parti mensubu şeklinde lanse etmeyin. Tüm çabalarınıza ve kendinize yazık edersiniz. Saygılarımla kardeş...
Alıntıyla Cevap Ver
 
 
0 #2 Değerli Halit Ağabeyim...Ömer Koçyiğit 10-02-2011 21:19
Değerli Halit ağabeyim. Öncelikle şunu söylemek isterim ki yazılarıma önem verip, okuyup, yorum yapma teşebbüsünde bulunduğunuz için teşekkür ederim. Eleştiride olumlu veya olumsuz olsun öznenin önemsendiği kanaatindeyim. Eleştirdiğiniz için size müteşekkirim. Sorularınıza tek tek cevap vermeye çalışacağım. Öncelikle demişsinizki Erdoğan'ın dış güçlere karşı duruşundan övünüyorsun. Yazıda Erdoğan'ın İsrail karşısındaki dik duruşunu övdüm, överim de. Kendi devlet başkanının eli kanlı bir katil devlet karşısında dik duruşunu Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün vatandaşları için bir gurur ve şeref olduğunu düşünüyorum. Erdoğan'ın gösterdiği tavır bence en temelden yani imam-hatip yıllarında ve yetiştiği Milli görüş saflarındaki düşüncelerinin ve hepsinin yanında kendi vicdanının orada o tepkiyi vermesini zorunlu kıldığını düşünüyorum.(Hiç bir art niyet aramadan bence Erdoğan orada insani olan tavrı sergilemiştir.) Türkiye, BOP girişimi çerçevesinde kararlaştırılan mekanizmalardan biri olan 'Demokrasi Yardım Diyalogu (DYD)'nun eş başkanlığını İtalya ve Yemen’le birlikte üstlenmişti. Söz konusu mekanizma, demokratikleşme çabalarına destek vermek amacıyla hükümet temsilcileri ile sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirerek deneyim paylaşımı dahil olmak üzere işbirliği ortamı sağlamayı amaçlıyor. DYD’nin ilk resmi etkinliği, 25 Kasım tarihinde Roma’da 3 ülke (Türkiye, İtalya, Fas) Dışişleri Bakanı'nı bir araya getiren toplantı oldu. Bu toplantıda varılan mutabakat çerçevesinde, 10-11 Aralık 2004 tarihleri arasında Fas’ta 'Gelecek İçin Forum' adıyla bir toplantı daha yapıldı. Başkent Rabat'ta düzenlenen zirveye, G-8 topluluğu ile 20'den fazla Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkesinin maliye ve dışişleri bakanının yanı sıra; Arab Birliği, Avrupa Birliği ve birçok sivil toplum örgütünün temsilcileri de katılmıştır. Konferansın açılış oturumunda konuşan Devlet Bakanı Beşir Atalay, özetle, Arap-İsrail sorununun çözümü ve Irak'taki durumun normalleşmesi yönündeki çabanın, bölgede reformları olumlu etkileyeceğini ifade etti. ABD, BOP’u yaşama geçirmede son derece kararlı gözükmektedir. Çoğunlukla geri kalmış ülkelerin yer aldığı İslam coğrafyasını, hem ekonomik hem de sosyal yönden çağdaş değerlerle buluşturmak gibi yüksek bir amaca hizmet için ortaya atıldığı öne sürülen bu proje, bu amaca sadık kalındığı sürece, bütün dünya için, insanlık için olumlu sonuçlar doğurabilecek unsurlar içermektedir. Ancak üzerine stratejik enerji kaynaklarının kontrolüne yönelik “sömürgecilik ruhu taşıyan” ulusal çıkarlar ile ideolojik dayatmalar monte edilirse, sona eren “Soğuk Savaş” döneminin ardından, bütün dünyaya daha büyük acılar getirecek “Yeşil Savaş” döneminin başlaması kaçınılmaz olacaktır. Ben ne bop'un savunuculuğunu yaparım ne de Amerika'nın. Fakat milletimin neredeyse yüzde ellisinin oylarıyla gelmiş amacının millete hizmet etmek olduğunu söyleyen ve bunuda gösteren bir insana sözlerimi 'Yiğidi öldür hakkını yeme' atasözündeki anlayışla söylerim. Sekiz yıllık iktidarı döneminde Tarım ve hayvancılık dibe vurmuş demişsiniz. Onu benden değil Tarım ve Köyişleri Bakanlığının sitesinden dinleyin daha faydalı olur umarım. (http://www.tarim.gov.tr/Duyurular,haber_Detayli_Gosterim.html?NewsID=1486) GDO lu ürünler konusunda ise Tarım Bakanı'nın halen açıkladığı ve yasaklanmasına yönelik şartları içeren taslağın mecliste bakanlar kurulunun gündeminde olduğunu biliyorum. Çok uzattım kusura bakmayın son olarak şunu söylemek istiyorum ki yıllardır milletin gözlerini kapatıp bu ülkenin dibine saldıkları kökler öyle kolay kolay çıkartılamıyor. Her şey bir anda malesefki düzelemiyo. Bir veya birkaç kişinin hizmet etmiş olması yetmiyor. İktidarıyla, muhalefetiyle ve devlet kurumlarıyla hizmet anlayışı zihinlerine işlenmemiş, yıllar var ki bu millet ikinci sınıf insan olarak görülmüş, çözüm amaçlı hiç bir adım atılmamış... Bir gün çıkar biri bu düzene karşı durursa, fikrimce 'Meyve veren ağaç taşlanır.' misali taşlanır. saygılar sunuyorum.
Alıntıyla Cevap Ver
 
 
0 #3 Cevap...Halit Durucan 19-02-2011 03:23
Öncelikle Ömer kardeşime üşenmeden sorularıma cevap verdiği için teşekkür ediyorum. Ben konuyu uzatarak polemiğe girmek istemiyorum. Kısa ve öz olarak derim ki; hiç bir zaman ABD sömürgeciliğind en vazgeçmeyecekti r. Sömürge araçları olarak Türkiye gibi bir takım ülkeleri de yedeğine alma gayretindedir. BOP'un amaçlarını siz tahminim en az benim kadar bilirsiniz. Yemen sınırından çin sınırına kadar tüm ülkelerin coğrafyasının değişeceği karara bağlanmıştır. Brada Türkiyenin figüran değil aktör olmasını bekliyorum. Bu bölgelere demokrasi gidecekse ABD marifetiyle değil, müslüman türklerin marifetiyle gitmelidir. Şunu sizin kadar biliyorum ve eminim ki Türkiye bölgsinde büyük bir güç. İşte Türkiye gücünün farkına varıp ne ABD'nin ne de AB nin figüranı olmamalı. Birkaç ülke liderinin Erdoğanın sırtını sıvazlaması, ona gaz vermesi hiç hoş değil. Ancak, istikrar ve dik duruş konusunda tamamiyle art niyetli olmadığını anladığınızı düşünüyorum. Tarım konusunu anlatabilmek için beni Tarım bakanlığına yönlendirmenize üzüldüm. Zira, ülkemizde yaşananlar ortadayken, bakanın sitesine gidip bakmam abes olacaktır. Seni seviyorum dost kardeşim. Eleştirilerime açık yürekli olduğun ve hoş gördüğün için. Allah iyilerle birlikte beraber kılsın bizleri. Yazılarını okumaya devam edeceğim fırsat buldukça. Sağlıkla kalınız..
Alıntıyla Cevap Ver
 

Yorum Yapın / Soru Sorun

NOT: Yorum Politikası gereği reklam amaçlı yapılan yorumlar yayından kaldırılır.


Makale Yazın

Üye girişi yaparak siz de makale yazabilir, web sitenize yönlendirme yaparak veya iletişim bilgilerinizi ekleyerek kişisel/kurumsal popüleritenizi arttırabilirsiniz. Makale yazmaya başlamak için Şimdi Kaydolun!

Araştırın

Araştırmasını yaptığınız konuyla ilgili kelimeyi girip "Ara" butonuna basınız. Alakalı sonuçlar listelenecektir.