Sponsorlu Bağlantılar

Siyasal Toplumsallaşma Nedir? Toplumsallaşma Süreçleri Nelerdir?

(1 oy, 2.00 / 5)
Yazar: Özgür Karacabey | Kategori: Politika | Tarih: 23 Aralık 2011 | 4789 kez okundu

Siyasal Toplumsallaşma

Siyasal toplumsallaşma, toplumsal-siyasal çevre ile birey arasında yaşam boyu süren dolaylı ve doğrudan etkileşim sonucunda, bireyin siyasal sistemle ilgili görüş, davranış ve değerlerinin gelişmesi olarak tanımlanabilir. Siyasal toplumsallaşma, siyasal inanç, davranış ve değerlerin birey tarafından benimsenmesi, ya da siyasal sistem bakımından bir toplum için gerekli ve yararlı görülen bilgi, inanç, beceri, norm ve değerlerin halka öğretilmesi sürecidir. Siyasal toplumsallaşma, bu anlamda bir toplumun güç yapısındaki eşitsizliğin meşrulaştırılmasının aracı olarak da değerlendirilebilir.

 

Toplumun siyasal kültürü, toplumsallaşma ile bir kuşaktan diğerine aktarılmakta ve insan bu sayede toplumun ortaya koyduğu davranış kalıplarını, düşünce ve inanç biçimlerini öğrenebilmektedir. Böylece hayat boyu devam eden bir süreç olan siyasal toplumsallaşma, kişinin toplumsal kültürün bir parçası olan siyasal kültürle bütünleşmesini mümkün kılan bir mekanizmadır. Toplumun siyasal değerleri, kademeli bir şekilde kazanılmaktadır.

 

1- Toplumsallaşma, insan yavrusunun biyolojik bir varlık olmaktan çıkıp toplumun bir üyesi haline gelmesidir. Bu süreç, toplumda ondan önce var olan kuralları öğrenmesi, değer ve inançları benimsemesi ile gerçekleşmektedir. Kişinin çevresindekilerle arasındaki etkileşimi süreci olan ve kişide sosyal davranış örüntülerinin kabulü ile sonuçlanan toplumsallaşma/sosyalleşme/sosyalizasyon, bir toplumdaki insanların gerek toplumun norm ve değerlerini içselleştirerek, gerekse toplumsal Rollerini (işçi, arkadaş, yurttaş vb. olarak) yerine getirmeyi öğrenerek, toplum üyeleri haline gelmeleri sürecidir.

 

Sosyolojideki genel kullanımında toplumsallaşma, insanın doğumuyla başlayan gelişim sürecinde anne-baba, arkadaşlar, okul gibi toplumsallaşma aracıları rolü ile bireyin sosyal rollerini kazanması süreci olarak kabul edilmiştir. Toplumsallaşma ile birlikte insanlar “biz” duygusunu ve bilincini kazanmaktadırlar.

 

2. Siyasal Toplumsallaşma: Bir toplumda siyasal sistemin varlığını sürdürebilmesi için siyasal değerlerin, inançların, kuralların, eğilimlerin ve davranış kalıplarının siyasal topluma katılan üyelere aktarılması ve benimsetilmesi gerekmektedir. İşte bu sürece siyasal toplumsallaşma diyoruz.

 

Bir alt toplumsallaşma süreci olarak siyasal toplumsallaşma, insanın ait olduğu toplumdaki siyasal kültürü öğrenmesi süreci olarak kabul edilmiştir. Ayrıca normların, değerlerin ve inançların öğrenilmesi ve içselleştirilmesi süreci olarak kabul edilen toplumsallaşma gibi siyasal toplumsallaşma da siyasal değerlerin, normların ve inançların öğrenilmesi ve içselleştirilmesi süreci olarak kabul edilmektedir. Burada siyasal toplumsallaşmanın siyasal kültür temel alınarak tanımlanmasından hareketle “siyasal kültürlenme” süreci olarak kabul edildiği görülmektedir.

 

Siyasal toplumsallaşmayı, bir toplumun güç yapısındaki eşitsizliğin meşrulaştırılması aracı olarak değerlendirenler de bulunmaktadır. Siyasal toplumsallaşma, insanların nasıl siyasallaştıklarını, toplumsallaşma süreci bağlamında inceleyen bir siyaset ve sosyal bilim alt disiplinidir. Başka bir deyişle siyasal toplumsallaşma, “bireyler nasıl siyasal varlıklar haline gelirler?” ya da “bireyler nasıl siyasal varlıklar haline getirilirler?” sorusunu merkeze alan ve bu süreci açıklamaya çalışan bir alandır.

 

Bu yüzden sürecin temel ilgi alanı, insanların siyasal bireyler haline gelirken hangi süreçlerden geçtikleri ve çevresel etkenlerin bu süreç dâhilinde bireyler üzerinde nasıl roller oynadığını ortaya koymaktır. Bireyin siyasallaşması tıpkı toplumsallaşma gibi bir süreçtir ve süreç aileden başlayıp yaş ilerledikçe diğer toplumsallaşma etmenlerinin devreye girmesiyle devam etmektedir.

 

Siyasal yaşamın etkenlerini incelemeye başladığımız zaman siyasal toplumsallaşmanın siyasal yaşamın üst yapısal etkenleri arasında olduğunu görürüz. Kurumsal ve kültürel etkenleri arasında kültürel etkenleri içinde yer alan siyasal toplumsallaşma kültür, ideoloji ve siyaset üçgeninde geniş bir şekilde yer alır.

 

2.1. Siyasal Eylemcinin Oluşumu Bireyin siyasal değer, inanç ve tutumları zaman içinde ve kendisinin de azımsanamayacak ölçüde etken olduğu bir biçimde yaratılmaktadır. Bu olaya bazı siyasal bilimciler siyasal benliğin yaratılması adını vermektedir. Bu anlamda birey siyasal bir insan olarak oluşmaktadır. Doğuştan sahip olmadığı bazı değer, inanç ve tutumları geliştirmektedir. Bu tutumların oluşumu uzun sayılabilecek bir süreç olarak ortaya çıkmakta ve siyasal kültür aktarımıyla uğraşan çeşitli yapı ve kurumların etkisini içermektedir.

 

Bu sürece siyasal olgunlaşma adı da verilmektedir. Siyasal bakımdan olgunlaşmış olan birey artık siyasal yaşamda rol oynayabilecek bir kişi haline gelmesini sağlayacak özelliklerle donanmış olur. Siyasal toplumsallaşma sürecini siyasal sistem düzeyinde inceleyecek olursak bir siyasal kültür aktarımı süreci olarak da ele alabiliriz.

 

Bu takdirde siyasal toplumsallaşma bir kuşaktan bir diğer kuşağa siyasal değerlerin, inançların tutumların aktarılması olgusu olarak ifade edilebilir. Bu durumda incelemenin ortak noktasını oluşturan birey olmayıp bir kuşak olacaktır. Bireylerin siyasal tutumlarıysa bir kuşak içindeki dağılımı incelenebilmesi için yapılacak gözlemlerin içeriğini oluşturacak fakat açıklamaların hedef aldığı çözümleme amacını bir kuşağın paylaştığı siyasal tutumlar oluşturacaktır.

 

2.2. Siyasal Toplumsallaşma Süreci Easton ve Dennis yapmış oldukları bir araştırmada siyasal toplumsallaşma sürecinin dört temel aşamayı içerdiğini iddia etmişlerdir. Küçük yaşta çocuk aile ve okul çevresinin ötesinde ve üstünde bir otorite olduğunu fark etmektedir. Bu algılamayı yapması için de fazla bir gayret sarf etmesi gerekmemektedir.

 

Örneğin, bir gün otomobil kullanmakta olan babasının trafik polisinin bir işareti ile durması ve polis tarafından yazılan bir cezayı ödemesiyle çocuk siyasal otorite ile tanışabilir. Babasına onun neden polisin sözünü dinlediğini (itaat ettiğini) sorması çocuğun siyasal otoritenin itaat edilmesi, saygı gösterilmesi gereken bir güç olduğuna dair bir algılamada bulunmasına yetecektir. Çocuk böylece otoriteye itaat etmeyi öğrenecektir. Bu aşamaya Easton ve Dennis politikleşme adını verir.

 

Easton ve Dennis bu aşamayı otoritenin kişiselleşmesinin izlediği kanısındadırlar. Bu aşamasının belirgin özelliği çocuğun, bir siyasal liderin özellikle siyasal otoriteyi simgeleştirdiği konumlarda bu kişiyi siyasal otorite ile özdeşleştirmesidir. Bir başkan, kral, kraliçe, cumhurbaşkanı veya başbakan çocuğun algılamakta zorluk çekmeyeceği bir siyasal özneyi oluşturmaktadır. İtaatin ve saygının desteğinin ona yönelmesini düşünebilmesi, siyasal otoriteyi kişiselleştirdikten sonra kolaylaşmaktadır.

 

Tıpkı babasına veya öğretmenine beslediği hisler gibi cumhurbaşkanına, başbakana, kral veya kraliçeye yönelik hisler geliştirebilir. Toplumsallaşmada düşünce aşaması idealleştirme aşamasıdır. Çocuk yalnızca siyasal otoriteyi kişiselleştirmemekte, aynı zamanda onun iyiliksever, güvenilir, yardımcı, saygıya layık bir konumda olduğunu da düşünmektedir. Çocuk için, bu aşamada kişiselleşmiş siyasal otorite, hata yapmayan her zaman vatandaşlarına yardım etmeye çalışan, herkesten daha bilgili bir üstün güç olarak kabul edilmektedir.

 

Son aşama kurumsallaşma aşamasıdır. Bu aşamada artık birey siyasal sistemi tüm kurumlar ve süreçleriyle veya tüm karmaşıklıklarıyla algılamaktadır. Bu aşamaysa ergenlik çağında oluşmakta ve gençlik ile onu izleyen yıllarda sürmektedir. Genel olarak ifade edecek olursak siyasal toplumsallaşma süreci genel, basit ve sadakat duygularıyla başlayarak, özgül, karmaşık ve eleştirisel veya istihza dolu bir yapıya doğru evrim göstermektedir.

 

3. Siyasal Toplumsallaşmayı Belirleyen Etkenler: Çocukların siyasal yönden toplumsallaşmalarında farklı toplumsallaştırma etmenlerinin kendilerine özgü yerleri söz konusudur. Yani siyasal toplumsallaşma, çeşitli etmenlere bağlı olarak gelişmektedir. Bu etmenler, birbirini destekleme ya da zayıflatma derecesine göre, bireyin toplumsallaşmasında farklı etkiler yapmaktadır.

 

Siyasal toplumsallaşma, aile, okul, arkadaş grubu, iş çevresi, siyasal partiler, toplumsal olaylar ve kitle iletişim araçları gibi kurum ya da etmenlerce sağlanmaktadır. Aile, bireylerin çocukluk dönemlerinde siyasal bilincin gelişmesinde önemli rol oynamaktadır. Birey, önce ailede güç ilişkilerini öğrenmekte, otorite ve toplumsal roller konusunda tecrübe kazanmaktadır.

 

Aile, kendisinden sonra gelen toplumsallaşma kurumlarına gerekli malzemeyi hazırlayan ve genel çerçeveyi çizen bir ön kurum niteliğindedir. Ailenin biçimlendirdiği genel çerçevenin içini ayrıntılarla dolduran, onu işleyen, malzemeye son görünümü veren ise, okul, iş çevresi ve siyasal partiler gibi ikincil gruplardır. Çocukluktan itibaren bireyin üzerinde etki yapabilecek olan yapı, süreç ve olaylar olmak üzere, siyasal toplumsallaşmayı belirleyen etkenleri üç açıdan inceleyebiliriz.

 

Birey genellikle bir ailenin üyesi olarak dünyaya gelir, onun içinde büyür, siyasal tutum ve beklentilere temel oluşturarak inanç ve değerleri orada edinmeye başlar. Aile dışında köy ve mahalle arkadaşlığı bireyin içinde bulunduğu ikinci yapıyı oluşturur. Bu yapının daha sonra ilkokuldaki arkadaş grupları içinde sürdürdüğü görülmektedir. Okul sonrasında iş yeri ve kitle iletişim araçlarının siyasal toplumsallaşma üzerindeki etkileri de önemli boyutlara ulaşabilmektedir.

 

Bireyin siyasal toplumsallaşmasına etki eden iki grup vardır. Birincisi gayri resmi ilişkilerin olduğu daha sıcak, birebir ve yüz yüze iletişimin yaşandığı birincil gruplardır. İkincisi resmi ilişkilerin olduğu, daha çok üyeye sahip olduğu ikincil gruplardır. Yapısal açıdan toplumsallaşmayı belirleyen etkenleri bu iki grup aracılığıyla ele alacağız.

 

3.1. Yapısal Etkenler

3.1.1 Birincil Gruplar: Siyasal toplumsallaşmada en önemli rolü oynayan aile ve arkadaş grubudur.

3.1.1.1 Aile Çevresi ve Siyasal Tutumlar: Aile, insan yaşamında en önemli ve ilk toplumsallaşma kurumunu oluşturur. Yeni doğan bir çocuk önce aile içerisinde toplumsallaşma sürecine girmektedir. Siyasal toplusallaşma sürecinde aile, çocuğun siyasal, değer, norm, tutum ve davranış kalıpları hakkında ilk izlenimleri edindiği yer olması bakımından önemlidir.

 

Aile içinde söz konusu ilk izlenimler iki yolla edinilebilir: Aile üyeleri bazı siyasi değerleri ve tutumları bilerek ve isteyerek çocuğa aktarırken, bazen ise çocuklar ev ortamında kendiliğinden siyaset ve onunla ilgili konular hakkında bilgi edinirler. Çocuğun bu türden toplumsallaşması doğrudan siyasal toplumsallaşma ve dolaylı siyasal toplumsallaşma olarak adlandırılabilir.

 

Toplumsallaşma süreciyle bağlantılı olarak gelişen toplumsallaşma sürecinde Allen’in toplumsallaşma sürecinde olduğu gibi doğrudan bir etkinlikten ziyade, siyasal toplumsallaşmanın dolaylı ve temel siyasal yönelimlerin oluşmasında etkili bir konumda bulunduğu söylenebilir. O temel siyasal yönelimlerin etkin bir biçimde etkilemesi ve mevcut siyasal kültürü bir kuşaktan diğerine iletebilmesi nedeniyle anahtar ajan olmaktadır.

 

Ergil ve Alkan’a göre ise “Ailenin gücü siyasal parti bağlarının aktarılmasında, genel değerlerin benimsetilmesinde ve sınıfsal kökeninde yatıyor”. Aileler, siyasal toplumsallaşmayı çocuğa iki türlü aktarır. Birincisi, doğrudan öğretim, ikincisi dolaylı öğretim.

 

3.1.1.2. Doğrudan Öğretim: 1960’lı yıllardan itibaren ABD’de yapılmış olan araştırmalarda küçük yaştaki çocuklara aileleri mümkün olduğu kadar olumlu, iyi niyetli, yüce vb. bir siyasal sistem içinde yaşamakta oldukları fikrini aşılamaya çalışmaktadırlar. Çocuklarda açık bir biçimde görülen siyasal liderlere karşı olumlu ve duygusal bağlılık, büyük ölçüde ailenin siyasal otoriteyi elinde bulunduranların iyi niyetli, yardımcı, koruyucu, esirgeyici bir karakterde olduğu fikrini çocuğa aşılamaya çalışmalarından kaynaklanmaktadır. Ebeveynlerin çocuğun siyasal değerlerinin oluşumuna olan katkıları doğrudan doğruya da olsa karmaşık bir süreç içinde ortaya çıkmaktadır. Yapılan doğrudan etki çocuğun daha genel bir kişilik oluşturma sürecinin parçası niteliğindedir.

 

4. Siyasal Toplumsallaşmadaki Aksamalar: Bireyin gençlikle birlikte siyasal benliği bir farklılaşmaya uğrar. İşte bu anlamda siyasal toplumsallaşma süreci sürekli artarak, gelişerek süren bir süreç olmayıp, genellikle belirli yaş veya eşiklerde düzeltmeler, yeniden öğrenme dönemleri içeren niteliktedir. Modernleşme ve toplumsal hareketlilik gibi büyük çaplı toplumsal olaylarda bireyin geleneksel ortam içinde geliştirmiş olduğu tutum, değer, inanç ve bağlılıkları aşındırıp yerlerine yenilerini veya onların yanı sıra başka tutumların ortaya çıkmasına neden olurlar.

 

Özellikle kırda başlamış olan bir siyasal toplumsallaşma sürecini kentte sürdürmek bireyin atıf özelliklerinin ağırlığa sahip olduğu bir değer sistemi yerine başarının önem kazandığı bir değer sistemini ikame etmesine neden olabilmektedir. Nihayet, bireylerin siyasal toplumsallaşma sürecinin aksamasına yol açan bir diğer hususta çeşitli siyasal toplumsallaşma kaynaklarının çelişik etkileridir. Ailenin, bireyin siyasal tutum ve değerleri üzerindeki etkilerinin yönüyle okul, arkadaş gruplarının etkilerinin yönünün farklı olması bireyin, siyasal değer ve tutumların oluşumunu zorlaştıracak, beklide olanaksızlaştıracaktır.

 


Makale Kaynağı: Özgür Karacabey - MakaleMarketi.com

___________________________________________________________________

___________________________________________________________________

Yorumlar geçici bir süre için sadece üyelerin kullanımına açıktır.

Yazarın Diğer Makaleleri

Makale Yazın

Üye girişi yaparak siz de makale yazabilir, web sitenize yönlendirme yaparak veya iletişim bilgilerinizi ekleyerek kişisel/kurumsal popüleritenizi arttırabilirsiniz. Makale yazmaya başlamak için Şimdi Kaydolun!

Araştırın

Araştırmasını yaptığınız konuyla ilgili kelimeyi girip "Ara" butonuna basınız. Alakalı sonuçlar listelenecektir.