Ölüm Severlik
İnsan değerler manzumesinin son buluşma adresidir, elbette. Ama yaşamdaki belirsizlikler kişideki zayıflıkla birlikte dünyaya güvensizliğin oluşmasına sebep olmaktadır. Bunlarla vahşileşen kişiler dolayısı ile cinnet tutkunu insanlar türemektedir. Aslında farklı şekillerde ortaya çıksa da bunlar insanlığın ortak karabasanı gibi görülebilirler.
Normal sınırını aşmış bireyler için kan dökmek ve kanını döktürmek vazgeçilmez hastalıklı bir tutkudur. Canlı bombaların haleti ruhiyesi de bu esasen. Bunlar bir takım fikri sebeplerle ölüm içmek için çırpınan zavallılardır. Dünyanın kendileri için cehenneme dönüşmüş olmasının verdiği ızdıraptan kurtulmak için herhangi bir örgüte son kurtuluş çaresi olarak balıklama dalan bu tipler örgüt şahsiyetinde kendi şahsiyetlerini yok ederek ben olmaktan kurtulurlar. Değersiz varlık artık bir değer ifade etmektedir, kendisi ve toplum için. Önem kazanmıştır. Sisteme ve insanlığa savaş açacaktır. Ulvi bir hedefe kilitlenmiştir ve bu amaç için her şeye açıktır. Dünyayı kana boğsa içindeki öfke dinmeyecektir.
İnsanlar zavallı, ne istediğini bilmeyen, bunlarsa gerçeği bulmuştur. Bu uğurda karşı gelenleri katletmekten çekinmeyeceklerdir. Elbette bunlar toplumun iyiliği için. Kendilerini toplum için feda etmelerini anlamayanlar ne kadar da ahmaklar! Çoğunluğun menfaati için azınlığı katletmek gibi asil bir davranışı neden toplum anlamaz ki! Ölmek, öldürmek basit duygulanımlardır. Her şeye meydan okumaktadır. Kendilerine benzeyen binlerce hasta ruhla toplumda iflah olmaz bakterilere dönüşmüşlerdir artık. Hastalıklı bir tatmin. Öldürmekten zevk almak için ne kadar hasta olmak gerekirse o kadar hastalar. İpte sallananların çoğunun şizofren olması tesadüf olmasa gerekir. Ölüm severler bunlardır. İdeolojiye tapan insanlardır. Aslında şiddete. Neye inandıkları hiç önemli değildir. Bunlar her çeşit inanç sistemin içinde olabilirler. Fetişleri örgüttür ama ismi değişik. Nedenler sorgulandığında az gelişmişlik olgusu ile yüzleşiyoruz. İkincil (sekonder) zeminlere oturtulan terör olgusu da yadsınamaz bir gerçekliktir aslında. M. L.’nin ideolojilerin sonu ‘doktrini’ ise eski öğretidir (Antigua Docrina). Terör örgütlerinin algoritması da gönüllü bu kurbanlardan oluşmaktadır. Sosyal intiharı tercih eden psikopatlar. Ama sağcı, solcu.
Figüranların temel marşları ‘baş kaldırıyorsunuz öyleyse varsınızdır. Kendi içinde isyanı körükleyip varlığının bilincine erişememiş insanlar dış dünyada var olduğunu hissettirmek adına histerik birtakım hezeyanları içselleştirir. Var olduğunu hissettirmek için ötekini yok etmek gibi tipik marazi bir dürtünün bu yapıdaki insanların bütün kılcallarına dek nüfuz etmiş olması çoğu kez onları terörün basit taşıyıcıları haline getirir. Terörizm en büyük propaganda aracını bu türde insanların ontik dünyasında bulur. Ayaklı bir müze yordamıyla vehimlerle, korkularla inşa edip özenle süsledikleri bir insan modelini canlı bir terör kaynağına dönüştürmeleri kaos mimarları için kurdukları tahakkümün görünmez ve bilinmez kılınması adına en ideal meşrulaştırma biçimidir. Aslında bu yapıdaki insanların toplumda türemesine kaynaklık sağlayan asıl unsur eğitim sistemidir. Ölüsevici ve mezar süsleyici bir gelenekten beslenen eğitim sistemini baş tacı etmiş ülkelerde bir dizi terbiye edici pratiklerin devreye sokularak bireylerin şahsiyet ölçüsünü yitirmelerine neden olunması sıradan bir uygulama haline gelir. Bu gibi ülkelerde standart, biat kültürünü içselleştirmiş ve hizaya çekilmiş kalabalıklar arasında insanların sürüden biri olmadıklarını ispatlamak ve fıtratlarındaki özgünlüğü ortaya koymak adına olumsuz eylemlere yöneldikleri görülür.
Bu bakımdan bir ülkede mevcut eğitim sisteminin insanı referans alan bir boyuta çekilerek ehlileştirilmesi o toplumda terörün önünün alınması için önem kazanır. Bireyin mevcudiyetini zatından mülhem bir derinlikle ele alıp, fıtratındaki özgünlüğü özgürce dışa vurabildiği bir eğitim sisteminin yaygınlık kazanması kaosun, tedhişin ve terörün önünü alacaktır. Muharebe ve muhabere tekniklerinin iç içe geçtiği günümüzde enformasyonel taarruzdan ve yoğun bilgi bombardımanından korunmak neredeyse imkansız kılınmıştır. Manipülatörlerin insan psikesine ve düşün coğrafyasına göz diktiği böyle bir dünyada bilgi masumiyet kırıntılarını dahi ne yazık bünyesinde barındırmaktan mahrumdur. İnsanın düşünmesine dahi fırsat vermeden zihnindeki bütün güvenlik duvarlarını işlemez kılan, gümrüksüz geçiş hakkını elinde bulunduran flaş bilgiler insanlığı doğrudan etki altına almaya yöneliktir. Asıl maksat oyun kurucuların tahakkümün önündeki bütün engelleri kaldırarak bir talimatlar toplumu yaratmalarıdır. Pavlov’un köpekleri gibi şartlanmış zihinleriyle basireti bağlanmış mankurtlar sürüsü devşirmek mevcut hegemonik sistem açısından artık otomasyona bağlanmıştır. Arada üretim hatası olarak yaftalanan defolu(!) ürünler çıksa da düzenin doğal seleksiyonu içerisinde bu unrular ayıklanır.
Bilgi bugün parapsikolojik harp merkezlerinde bize haddimizi bildirmenin aracı unsuru haline getirilmiştir. Tahakkümün alabildiğine sessiz ve örtük bir hale geldiği günümüzde bireyler ne yazık düzene gönüllü kulluk etmek için yarış halindedirler.
|
NOT: Yorum Politikası gereği reklam amaçlı yapılan yorumlar yayından kaldırılır.