Sponsorlu Bağlantılar

Nüfus Artışı Bir Tehdit Mi, Avantaj Mı?

(0 oy, 0 / 5)
Yazar: Recep Budak | Kategori: Toplumsal Sorunlar | Tarih: 13 Mayıs 2011 | 2112 kez okundu

 

Başbakan, özellikle yeni evlenen gençlere "en az üç çocuk" tavsiyesinde bulunuyor. Biraz da espri ile karışık dillendirdiği bu tavsiyenin, aslında Türk milletinin beka sorunu ile ilgili olan ve fakat yüksek sesle dile getirilmesi apolitik olacak bir arka planı olabilir mi?

 

Bir asır önce, insanlar henüz nüfus planlaması veya diğer adı ile doğum kontrolü konsepti ile henüz tanışmamışlardı. Genel, yaygın, hükümetler tarafından özendirilen, prezante edilen bir uygulama mevcut değildi.

 

Bununla birlikte, tarihin çok eski devirlerinde bile, eski yunan toplumunda olduğu gibi, nüfusun artması sonucu açlık ve sefaletin olacağından korkulmuş, gelecek hakkında felaket kehanetlerinde bulunan filozoflar olmuştur. Ancak bu konuda en sistematik düşünceyi Herbert Malthus ortaya koymuştur. Herbert Malthus'un, kendi adı ile adlandırılan nüfus teorisinin özeti şudur: "Gıda maddeleri 1,2,3... gibi aritmetik diziyle artarken, nüfus 1,2,4,8... gibi geometrik diziyle artar. Bu nedenle, ileride dünya nüfusunu besleyecek kadar gıda maddesi olmayacak, büyük açlık ve sefaletler, açlık nedeniyle kitlesel ölümler olacaktır."

 

Karl Marx da bu teoriyi temel alarak, nüfusun giderek artacağını ama kapitalistlerin daha çok kâr elde etmek için daha az emeğin kullanacağını ön görmüştü. Marx ayrıca teknoloji yoğun üretim teknikleri kullanması sonucu büyük kitlelerin işsiz kalacağını ve nihayet bu sefalet ordusunun bir devrimle üretim vasıtalarını kapitalistlerden alarak, mülkiyete son vereceklerini, proletarya diktatörlüğünü kurarak, üstyapı kurumlarını zaman içinde ilga ederek, en sonunda devleti de tasfiye edip komünist bir toplum oluşturacaklarını da öngörmüştür.

 

Şöyle veya böyle, değişik kılıklar altında nüfus artışı ile kitlesel açlık ve sefalet arasında bir korelasyon hep kurulmuştur. Yaygın olmamakla beraber, erken asırlarda ilkel metotlarla gebelik sonlandırılması uygulamaları olmuştur. Ancak, vahiy orijinli dinler bu anlayışa ve uygulamalara genel olarak hep karşı olmuşlardır. Durum bugün de böyledir.

 

Acaba, nüfus artışı gerçekten, geçmişte bir tehdit olmuş  mudur, gelecekte de olacak mıdır?

 

Geçmişe bir bakarsak eğer, ne Malthus'un ne de Marx'ın kehanetlerinin gerçekleşmediğini görüyoruz.18. ve 19.yüzyıllarda dünyada ve özellikle de Avrupa'da bir taraftan büyük bir nüfus patlaması olmuş, diğer taraftan bu ülkeler endüstri ve ticarette son derece ciddi gelişmeler kaydetmişlerdir. Öyle ki, gelişen endüstriyel sektörler ve ticaret, artan aktif emek gücünü massetmiştir. Endüstri ve ticaretin gelişmesi ile insanlar hem daha çok gelir elde etmeye, hem daha az çalışmaya ve bunun sonucu olarak kültür, eğlence, dinlenme, tatil, seyahat, boş zaman tüketimi taleplerini arttırarak, hizmetler sektörünün doğması ve gelişmesini sağlamışlardır. Daha önce hiç bilinmeyen yepyeni iş alanları ve meslekler ortaya çıkmış ve yine artan nüfusu, açılan bu yeni alanlar yutmuştur. Marx'ın ve Malthus'un öngöremediği şey de işte budur.

 

Evet, nüfus artacak ama gerek tarımda, gerek sanayide kullanılan yeni teknolojiler, oradaki iş gücünü azaltırken, ticaret, hizmetler ve diğer alanlarda istihdamı artırmıştır.

Demek ki buradan çıkan sonuç şudur: Bilim ve teknolojinin gelişmesi ve bunun üretimde kullanılması sonucu aç ve işsiz kalan kitleler olmaz. Bugün çalışmakta olan insanların belki de yarıdan fazlası, bundan 100 sene önce hiç bilinmeyen meslekleri ve işleri icra ediyorlar; 50 sene sonra, bugün bizim belki hiç hayal bile edemeyeceğimiz işler ve mesleklerle meşgul olacaklar. Nüfus probleminin birinci boyutu bu, şimdi gelelim ikinci boyutuna.

 

20.yy.da hükümetlerin nüfus planlaması bağlamında doğum kontrol metotlarını teşvik etmeleri ve bunun yoğun şekilde propaganda edilmesi sonucu gerçekten nüfus artış hızı oldukça düşmüş ve hatta Avrupa kültür ve medeniyet havzasında bulunan ülkelerin çoğunda ölümleri telafi edemeyecek oranlara inmiştir. Gittikçe daha yaşlı insanlardan oluşan, nüfusu giderek azalma eğilimine girmiş bu ülkeler, şimdi de tersini yapmaya çalışmaktadırlar. Ancak bir türlü buna muvaffak olamamaktadırlar. Çünkü son asırlarda bu toplumlar, materyalize olma, hedonist bir yaşam tarzının egemen olması, cinsel özgürlük konsepti ile örselenmiş, tahrip olmuş aile yapısı bunu zorlaştırmaktadır. Batılı sosyal bilimcileri toplumlarının geleceği bakımından düşündüren en önemli sorun budur.

 

Türkiye'nin demografik haritasına baktığımız zaman da endişelenmemek mümkün değil. Bu haritadaki bazı parametreler eğer değişmez ise, çok uzak sayılmayacak bir gelecekte ekonomik olmayan, ama bu ülke ve millet için beka sorunu yaratacak yeni meselelerle karşılaşabileceğimizi şimdiden söyleyebiliriz.

 

Esas olarak, ülkemizin nüfusunun makul bir oranda artması, büyüyen, kendi hinterlandı ve kültür, medeniyet, tarih ve coğrafya havzasında bir çekim merkezi olacak potansiyele sahip ülkemiz için gereklidir. Ancak bu artış, demografik haritada eşitlenmelidir. Yoksa avantajlar, dezavantajlara dönüşür.

 

Türkiye Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın, biraz da esprilerle süsleyerek evlenen çiftlere "en az üç çocuk" tavsiye ederek, yüksek sesle konuşulması fitneye sebep olabilecek bir gerçeğe işaret etmeye çalıştığını zannediyorum.

 

Bu konunun öteki boyutlarını daha sonra ele alacağız. İzleyenlerime sevgi ve saygılarımla…

 

Yazar Hakkında

Recep Budak emekli S. Muh. Mali Müşavir ve Kriter SMMM Ltd Şti kurucu ortağı aynı zamanda müdürüdür. İletişim için: recepbudak53@hotmail.com

 



 


Makale Kaynağı: Recep Budak - MakaleMarketi.com

___________________________________________________________________

___________________________________________________________________

Yorumlar  

 
0 #1 Nüfus artışı tehdit mi?Recep Budak 15-05-2011 06:39
Merhaba Mehmet Bey,
Makaleyi okuduğunuz ve işlenen ana fikir hakkındaki düşünelerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim.
Bu vesileyle şunu da ifade etmek isterim.Gelir seviyesinin düşük olması nüfus artışının sonucu değil,ülkenin kaynaklarının doğru yönetilmemesini n sonucudur.Aksine,sahip olduğunuz milli varlığınızı iyi yönetirseniz,nü fus artışı zenginleşmenin motoru olur,diyorum.Sevgilerimle.
 

Yorumlar geçici bir süre için sadece üyelerin kullanımına açıktır.

Makale Yazın

Üye girişi yaparak siz de makale yazabilir, web sitenize yönlendirme yaparak veya iletişim bilgilerinizi ekleyerek kişisel/kurumsal popüleritenizi arttırabilirsiniz. Makale yazmaya başlamak için Şimdi Kaydolun!

Araştırın

Araştırmasını yaptığınız konuyla ilgili kelimeyi girip "Ara" butonuna basınız. Alakalı sonuçlar listelenecektir.