Toplum ve Haberler > Yaşam > Mutluluk Neden Zararlıdır?

Sponsorlu Bağlantılar

http://www.fottom.com

Sponsorlu Bağlantılar

Makale Marketi Blog Makale Marketi Facebook Makale Marketi Twitter


Mutluluk Neden Zararlıdır?

(0 oy, 0 / 5)
Yazar: İbrâhîmî Feyzullah Yalçın | Kategori: Yaşam | Tarih: 25 Eylül 2011 | 221 kez okundu

Mutluluk Zararlıdır

"Menziline girilir mutluluğun, merkezine asla!
Huzur, dünün çocuğudur, bugünün değil!
Hayvanı ehlileştiren insan, 
bedeninde evcilleştiremedi ruhunu, 
ve aşk da yaban…
” 

Yazının başlığı, ilgi çekmek için öyle (Mutluluk Zararlıdır) yazılmış değildir. Yani kendi anlayışında tabi ki mutluluğun zararlı olmadığına inananların, ilgi çekici bir başlıkla dikkatini üzerine çekmek gayesiyle yazılmadı. Demem o ki mutluluk zararlıdır. Ve bu ifade tamamıyla gerçek anlamda kullanılmıştır. 

Mutluluk derken, asrımızın revaçta olan talep/istek anlayışını kast ediyorum. Hâl-i hazırdaki zaman diliminde insan, mutluluk derken huzuru, saadeti kast etmiyor. İnsan, kendini insanilikten soyutladıkça zevk ayarını bozdu; ruhtan bedene düştü. Ki içinde binlerce bedene yetebilecek kadar potansiyel bir güç taşıyan ruhun derin hazlarını bilmediği için bedene tâbi bir keyif anlayışı geliştirdi insan ve bu keyif anlayışı eşiğinin içine giren her şeye mutluluk dedi. 

İnsan; şehrin yüksek bir yerine çıkıp aşağılara bakma tadını, yalınayak toprağa basma hoşluğunu, karanlık bir yerde oturup dakikalarca varlığını düşünme nimetini, aç kalmanın tadını, gözü-gönlü ferahlatan ağlamanın derinden işleyen hazzını bilmiyor. O, yan yana dikilmiş beton yığınlarında; derisine işlediği resimlerle, hızın hazzıyla, pahalı (tercihen spor) ayakkabılarıyla, PC başında saatlerce oyun oynamakla, her kafası estiğinde bir şeyler atıştırmakla; görgüsüzlüğü, sanki çok matah bir şeymiş gibi gösteren filmler izleyip kahkaha atmakla zaman geçiriyor.

 

Salt bedene endekslenmiş bir mutluluk anlayışı, şarjı çabuk dolan-çabuk boşalan cep telefonu gibidir. Bu anlayış; acıkınca doymayacağını, doyunca acıkmayacağını zanneden; kontörü olmadığında kendini mutsuz hisseden, belki basıp kayarlar diye muz kabuğunu yolun ortasına o biçim atan anlayıştır. 

Aslında insan geniş spektrumlu hasletleri olan, çok fonksiyonel bir varlıktır. İnsan kendini okuduğu veya kendini kendine tercüme ettiği ölçüde kendini bilir; kendini bildiği ölçüde kaliteli tercihler yapar, kararlar verir. Demem o ki insan bedeni, insanın benliğinin tercihlerine bırakılmış kusursuz ve muhteşem bir cihazdır. İnsana düşen, tercihiyle, kararıyla bu kusursuz makineyi hak ettiği hal üzere çalıştırmaktır. Bir misal verip meseleyi akla takla attırmadan fehime yaklaştırmaya çalışalım; 

F16 bir savaş uçağı olup bu anlamda donanımlı bir uçak çeşididir. Bir de F16 ile Urfa-Antep arası isot (biber) nakliyatı yapıldığını düşünün… Asrımızın bedenî hazlarına müptela olanlar böyle bir durumdadır. Netice: Yetenek, nitelik, zaman, hususiyet, keyfiyet, kalite israfı…

Takriben 10 yıl önce şahit olduğum bir olay, kendime has, yeni bir kavram geliştirmeme vesile oldu. Köyde, dayımla beraber tarlada çalışıyorduk. Öğlen yemeği vakti girdiğinde dayımın evine gittik. Eve varır varmaz yengem, dayıma söylenmeye başladı. Meğer dayım, muhtemel bir kolera salgınına karşı hindileri ilaçlamış ama ne hazindir ki yanlış ilaç uygulamış. Biz eve geldiğimizde, takriben 200 adet hindinin bir kısmı telef olmuş, mütebakisi de vadesinin dolmasını bekler durumdaydı.

 

Dayım, bu duruma feci bir şekilde üzüldü. O an bütün mevcudiyetiyle; zihninin zerresiyle, akl-u kalbiyle bu acının içindeydi. O an, o durum, ona hükmetmişti. Bir müddet sessiz kaldıktan sonra, kara bir haber geldi; dayımın damadının trafik kazasında öldüğü haberiydi bu. Öyle bir şoktu ki bu, hindileri devre dışı bıraktı. Hâlbuki sağ kalan hindiler için bir şeyler düşünüyorlardı, ama u lâkin bu kaza ve ölüm haberi duyulduktan sonra hindilerin ölüsünden de, dirisinden de eser kalmadı akılda. Artık dayımın acısı buydu: kaza ve ölüm! 

Elbette ki kaza ve ölüm haberinin acısı, hindilerin ölümünden kat be kat fazlaydı ama her iki durumda da dayım acı bir şekilde sessiz kalmış, çaresiz düşüncelere dalmıştı. Bu durum bana “Elastik Kişilik Çapı” kavramını buldurdu. Evet, bana göre insanda elastikî bir kişilik çapı vardır. Bu kişilik çapı, meselâ normal bir acının içine girebilir, insanı kilitleyebilir. Normalüstü bir acıda zaten kaybolur.

 

Evet, her insanda bu kişilik çapı var, evet her insanda bu kişilik çapı elastikîdir ama eğitim, çevre, zekâ, ahlâk gibi olgular, küçük acılardan büyük acılara kadar uzanan çizgide karar kılmada kalite ve derinlik anlamında belirleyicidir. Yani insan ne kadar insani planda donanımlıysa, tercih ve kararları o kadar mantıklı olur. Ki mantık, kişilik çapının dar duyguların içine girmesine engel olur. 

Yukarıda izahını yaptığımız kişilik çapı elastikiyeti mutluluk için de geçerlidir. İnsanın acısının alanı, mutluluğunun alanı kadar geniştir. Kontörü bittiği için yüzünde yüzer megabayt üzüntü beliren bir insan, kontöre ulaşırsa yüzünde çiçekler açar. Bu, rengârenk bir çiçektir ama kokusuzdur; zira, iyi imal edilmiş plastik bir çiçektir. 

Meseleyi genel hatlarıyla vuzuha erdirdikten sonra yazımızın başlığında geçen “Mutluluk Zararlıdır” hükmümüzü tahlil edebiliriz artık. Mutluluktan kastımızın asrımızın bedenî mutluluk anlayışı oluğunu yukarıda belirtmiştik. Peki, mebhâs mutluluk neden zararlıdır? Bu sorunun el’cevâbı ölümde saklı. Herkesin bir gün öleceğini biliyoruz. İnsan için en büyük sıkıntılardan biri, ölüme hazır hâle gelememesidir.

 

İşte yukarıda değindiğimiz bedenî mutluluk, insanın ölüm hissine alışmasına ketler vurup duruyor. (Bedenî manada) mutlu olduğu ölçüde hayatı seven, hayatı sevdikçe dünyaya bağlanan, dünyaya bağlandıkça ölmek istemeyen bir döngünün esiridir insan ki bu esaretten sağlam bir eser çıkmıyor. Bilinç zevk meşk ettikçe, bilinçaltı mepsuten mütenasip/doğru orantılı bir şekilde akla ıstıraplar salgılıyor. Zevk arttıkça, ıstırap da artıyor… 

Ruhu ve ruhani lezzetleri es-pas geçmiş, her istediğine ulaşabilme kudreti olan bir insan için mutluluk zararlıdır. Neticede ölüm o kudretli adam ile açlıktan ölen bir Afrikalıyı tesviye ediyor, bedenî anlamda ikisini aynı konuma, aynı kıvama getiriyor. 

Gezilen güzelim coğrafyalar, seyredilen gizemli filmler, okunan pahalı kitaplar, yenilen nefis yemekler, oturulan saray misali evler, binilen lüks arabalar asrımızın mutluluk hanesine pozitif olarak işlense de ölümle bunlar kaybedileceği için, mevcut mutluluk zararlıdır. 

“Mutluluk Zararlıdır” üzerine sıhhatli düşünenin bize hak vereceğini düşünüyorum. 

15 Mart 2011
İnsanbol
 


Makale Kaynağı: İbrâhîmî Feyzullah Yalçın - MakaleMarketi.com

___________________________________________________________________

___________________________________________________________________

Yorum Yapın / Soru Sorun

NOT: Yorum Politikası gereği reklam amaçlı yapılan yorumlar yayından kaldırılır.


Makale Yazın

Üye girişi yaparak siz de makale yazabilir, web sitenize yönlendirme yaparak veya iletişim bilgilerinizi ekleyerek kişisel/kurumsal popüleritenizi arttırabilirsiniz. Makale yazmaya başlamak için Şimdi Kaydolun!

Araştırın

Araştırmasını yaptığınız konuyla ilgili kelimeyi girip "Ara" butonuna basınız. Alakalı sonuçlar listelenecektir.